Mino ve Uykucu Bulutun Beş Nefesi
Ay, Ihlamur Ormanı'nın üzerine süt beyazı bir ışık serdiğinde minik rakun Mino yatağına girdi. Yorganı yumuşacıktı, Anne Rakun iyi geceler öpücüğünü vermişti; yine de Mino'nun aklında gün boyunca topladığı düşünceler zıplayıp duruyordu. Pencereden yaprak hışırtısı, uzaktan dere şırıltısı geliyordu. Tam o sırada pencere pervazına kenarları lavanta renkli, küçücük bir bulut kondu. “Ben Uykucu Bulut'um,” diye fısıldadı. “Düşüncelerini kovalamayacağız; onlara beş sakin nefesle dinlenecek yer açacağız.”

Uykucu Bulut ilk nefeste yuvarlaklaşıp yavaşça büyüdü. Mino burnundan serin gece kokusunu içine çekti, sonra ağzından usulca verdi. Bulut, “Bir,” diye fısıldarken penceredeki ıhlamur yaprakları ağır ağır sallandı. Mino günün ilk düşüncesini gördü: Yarım bıraktığı kozalak kulesi. Onu zihninde küçük bir sepete koyup sabaha bıraktı. Omuzları gevşedi. Odanın köşesindeki gölgeler artık tuhaf şekiller değil, ay ışığında dinlenen oyuncaklar gibi görünüyordu.

İkinci ve üçüncü nefeste Mino, derenin düzenli şırıltısını dinledi. Nefes alırken karnı minik bir tepe gibi yükseldi; verirken yeniden düzleşti. Uykucu Bulut tavanda sessizce süzülüp ay ışığından ince bir yol çizdi. Mino, arkadaşı Lopi'ye söylemek istediği komik sözü ve yarın arayacağı parlak taşı düşündü. İkisini de hayalî sepete yerleştirdi. Dere sanki “Şimdi dinlen, sabah devam edersin,” diyordu. Mino'nun patileri yorganın altında ısındı, kuyruğu rahat bir halka oldu.

Dördüncü nefeste gece kuşunun yumuşak ötüşü duyuldu. Mino önce kulaklarını dikti, sonra bu sesin ormanın iyi geceler selamı olduğunu hatırladı. Uykucu Bulut lavanta renkli kenarlarını yastığın üzerine indirerek serin, ince bir gölgelik yaptı. Beşinci nefeste Mino, Anne Rakun'un yan odadaki sakin mırıltısını işitti. Ev güvendeydi; ağaçlar yerindeydi; ay, pencerede nöbet tutuyordu. Mino nefesini verirken günün son telaşını da bıraktı. Göz kapakları iki yumuşak yaprak gibi ağırlaştı.

Uykucu Bulut küçülüp Mino'nun başucunda pamuk gibi bir yastığa dönüştü. “Düşünceler kaybolmadı,” dedi, “yalnızca sabaha kadar uyuyorlar.” Mino gülümsedi. Beş sakin nefesi hatırladı: Yavaşça içine çek, acele etmeden dışarı bırak, çevrendeki güvenli sesleri dinle. Anne Rakun kapıdan baktığında yavrusunun çoktan uyuduğunu gördü ve mürdüm şalını biraz daha sıkı sardı. Ay ışığı odada sessizce dolaşırken Mino, kozalak kulelerinin bulutlara ulaştığı tatlı bir düşe süzüldü. Sabah olduğunda sepetindeki bütün düşünceler onu bekleyecek, dinlenmiş zihni her birine neşeyle yer açacaktı. Mino her yeni güne hazırdı. Ihlamur Ormanı da onunla birlikte derin, huzurlu bir nefes aldı.
