Seher ve Yedi Cepli Pelerin: Kayıp Yolcuların Klasik Masalı
Bir varmış, bir yokmuş; yedi tepenin arasındaki Yolbulan Köyü'nde her yolcu akşam olmadan güvenli bir kapıya ulaşırmış. Bir sonbahar günü dağlara gümüş bir sis çökmüş, yol taşlarındaki işaretleri saklamış. Çobanlar, seyyar terzi ve iki küçük kardeş köye dönememiş. Köyün cesur terzi çırağı Seher, sandıkta büyükannesinden kalan lacivert pelerini bulmuş. Pelerinin yedi renkli cebi varmış; her cep yalnız başkası için kullanılan bir eşyayı kabul edermiş. Seher bir fener, ekmek, ip, düdük, mendil, tebeşir ve küçük bir çan yerleştirip sisli yola çıkmış.

İlk kavşakta titreyen bir serçe Seher'i kuru çeşmenin yanına götürmüş. Orada seyyar terzi, kırılan tekerini tek başına kaldırmaya çalışıyormuş. Seher kehribar cepten ipi çıkarıp sağlam bir kaldıraç kurmuş; terzi de arabasındaki tahta çıtayı paylaşmış. Teker yeniden yerine oturunca pelerinin zümrüt cebi ısınmış ve sisin içinde kısa bir yeşil yol parlamış. Seher ekmeğini terziyle bölüşmüş. Yol uzunsa azığın saklanması gerektiğini düşünmüş olsa da paylaşılan lokmanın ikisine de güç verdiğini görmüş.

Yeşil ışık onları rüzgârlı bir taş köprüye çıkarmış. Köprünün ötesinden çocukların korkulu sesleri geliyormuş, fakat sis yüzünden yönleri anlaşılmıyormuş. Seher düdüğü gelişigüzel çalmak yerine üç kısa ses vermiş ve cevap beklemiş. İki kardeş aynı ritimle karşılık vermiş. Seher turkuaz cepten tebeşiri alıp her güvenli taşa büyük, basit oklar çizmiş; terzi de çocuklara seslenmiş. Kardeşler acele etmeden işaretleri izleyerek köprüyü geçmiş. Menekşe cep ışıldayınca sis göğüs hizasına kadar incelmiş.

En yüksek yamaçta çobanların çanı duyulmuş, ama patika yağmurla ikiye ayrılmış. Seher kestirme olan kaygan yamacı seçmemiş. Mendili uzun bir dala bağlayıp rüzgârın yönünü anlamış, feneri alçakta tutarak sağlam taşları incelemiş. Sonra küçük çanı çalmış; sürünün başındaki ak keçi karşı tepeden cevap vermiş. Seher, terzi ve kardeşler güvenli kıvrımı izleyip çobanlara ulaşmış. Yakut cep parlayınca pelerinin üzerinde köye uzanan yedi renkli bir şerit belirmiş. Herkes dönüş yolunda birbirinin hızına uyup en yavaş olanı ortada yürütmüş.

Köye vardıklarında sis, pelerinin ceplerinden yükselen renkli ışıklarla dağılmış. Köy beyi Seher'e altın dolu bir sandık sunmuş. Seher altın yerine her kavşağa sağlam işaretler, dinlenme sundurmaları ve yolcular için ortak erzak dolapları yapılmasını istemiş. Terzi çıtaları, çobanlar yün ipleri, çocuklar boyaları getirmiş. Yedi cepli pelerin yeniden sade laciverte dönmüş, ama biri bir başkasına yardım ettiğinde ceplerden biri usulca parlamaya devam etmiş. Yolbulan Köyü o günden sonra gerçek cesaretin tek başına öne koşmak değil, bilgiyi ve imkânı paylaşarak herkesin birlikte eve dönmesini sağlamak olduğunu unutmamış.
