Ekin ile Cıvıl: Şefkat ve Özgürlük Masalı
Sabah güneşi bahçeye altın tozu gibi süzülürken, Ekin çimenlerin üstünde yalınayak yürüyordu. Yumuşak kalpli, parlak gözlü bu çocuk, her sabah bahçedeki koca ağacın altına gider, dalların arasında ötüşen kuşları dinlerdi. Kuş sesleri onun en sevdiği müzikti. O gün de ağaca doğru adım atarken, çimenlerin arasından cılız bir ses duydu: 'Cik... cik...' Ekin birden durdu, kulak kabarttı ve usulca yere eğildi.
Ağacın dibinde, minicik bir yavru kuş titriyordu. Anlaşılan yukarıdaki yuvasından düşmüştü; tüyleri henüz yumuşacık, kanatları ise uçamayacak kadar küçüktü. Ekin'in yüreği burkuldu, hemen diz çöktü. İki elini yavaşça birleştirip minik kuşu avuçlarının içine aldı. 'Korkma küçük dostum,' diye fısıldadı, 'ben Ekin. Bundan sonra sana göz kulak olacağım.' Kuşun küçük kalbi avuçlarında telaşla atıyor, Ekin'in sıcaklığıyla yavaş yavaş sakinleşiyordu.
Ekin yavru kuşu eve götürdü. Annesiyle birlikte küçük bir kutuyu yumuşacık bezlerle döşeyip sımsıcak bir yuva hazırladılar. Ekin kuşa 'Cıvıl' adını verdi. Her gün minik bir kaşıkla su içirdi, parmağının ucuyla yumuşacık lokmalar uzattı. Sabırla, sevgiyle baktı ona. Bazen 'Ne zaman iyileşecek?' diye acele etmek istese de annesi gülümseyerek, 'Sevmek beklemeyi de bilmektir Ekin,' derdi. Ekin de başını sallar, Cıvıl'ın yanından bir an olsun ayrılmazdı.
Günler geçtikçe Cıvıl güçlendi. Tüyleri parlamaya, gözleri ışıl ışıl parıldamaya başladı. Bir sabah kutunun kenarına sıçradı, minik kanatlarını çırptı ve küçük bir hoplayışla Ekin'in omzuna kondu. Ekin sevinçten kahkahayı bastı. Cıvıl artık cıvıl cıvıl ötüyor, odanın içinde neşeli turlar atıyordu. Ama Ekin bir şey fark etti: Cıvıl her sabah pencereden dışarıdaki mavi gökyüzüne ve salınan ağaçlara özlemle bakıyordu.
Ekin'in kalbi bir an sıkıştı; çünkü sevdiğini bırakmanın zamanı gelmişti. Cıvıl artık özgürce uçabilecek kadar güçlüydü ve onun asıl yuvası koca gökyüzüydü. Ekin, Cıvıl'ı bir kez daha avuçlarının içine aldı, usulca bahçeye çıktı ve ellerini nazikçe gökyüzüne doğru açtı. 'Haydi uç bakalım küçük dostum, artık özgürsün,' dedi. Cıvıl bir an duraksadı, sonra kanatlarını sonuna kadar açıp havalandı. Ağacın dalına konup Ekin'e sevinçle öttü, sanki 'teşekkür ederim' der gibiydi.
Sevgili çocuklar, Ekin o gün çok değerli bir şey öğrendi: Gerçek sevgi; bir canlıya şefkatle bakmak, ona sorumlulukla sahip çıkmak, ama gitmesi gerektiğinde onu gönül rahatlığıyla bırakabilmektir. Çevrenizdeki küçük canlılara siz de nazik olun, onlara yardım eli uzatın. Unutmayın, bazen en büyük sevgi, sevdiğimizi mutlu olacağı yere uğurlayabilmektir; tıpkı Ekin'in Cıvıl'ı gökyüzüne uğurladığı gibi.