Emir ile Minik Kardeş: Sevgi Paylaşınca Çoğalır
Bir varmış bir yokmuş, güneşli bir mahallenin ucundaki sarı badanalı evde Emir adında sevimli bir çocuk yaşarmış. Evin en küçüğü oymuş; annesi, babası ve büyükannesi bütün gün ona kahkahalar attırır, her istediği oyunu onunla seve seve oynarmış. Bir sabah babası koşarak içeri girmiş: 'Emir, müjde! Küçük bir kardeşin oldu!' Kapıdan pembe bir battaniyeye sarılı, minicik parmaklı bir bebek girmiş eve. Herkes bebeğin başına toplanmış, sevinçten adeta uçuyorlarmış.
O günden sonra evde her şey değişmiş gibi gelmiş Emir'e. Misafirler geldiğinde herkes yalnızca bebeğe bakıyor, 'Ah ne tatlı!' diyormuş. Annesi bebeği kucağından hiç indirmiyor, büyükannesi ona usul usul ninniler söylüyormuş. Emir bir köşeye çekilmiş, oyuncak arabasını sessizce ileri geri sürmüş. Kimse onun canının sıkıldığını fark etmiyormuş. İçinde tuhaf, buruk bir duygu büyüyormuş: 'Artık kimse benimle ilgilenmiyor,' diye düşünmüş ve dudağını bükmüş.
Emir somurtmaya başlamış. En sevdiği kırmızı topunu dolabın en dibine saklamış, 'Bunu kardeşime asla vermem!' demiş içinden. Akşam yemeğinde tabağını itmiş, kaşlarını çatmış. Canı hiçbir şey istemiyormuş. Annesi bunu fark etmiş, yanına oturmuş ve saçlarını okşamış: 'Biliyorum, bebek gelince her şey değişti canım. Ama seni bir damla bile az sevmiyoruz,' demiş yumuşacık. Yine de Emir'in içindeki kıskançlık kolay kolay dinmemiş.
O gece bebek uyanmış, minik minik ağlamaya başlamış. Herkes derin uykudaymış. Emir yatağından kalkmış, parmak uçlarında beşiğe yaklaşmış. Kalbi küçük bir kuş gibi çarpıyormuş. Bebek kıpkırmızı yanaklarıyla ağlıyormuş. Emir önce ne yapacağını bilememiş, sonra büyükannesinden duyduğu ninniyi usulca mırıldanmış: 'Uyu yavrum, uyu güzelim...' O anda şaşırtıcı bir şey olmuş; bebek ağlamayı kesmiş, koca gözlerini açıp Emir'e bakmış ve minnacık gülümsemiş.
Emir'in kalbi birden ısınmış. Bebek onun parmağını sımsıkı tutmuş, sanki 'Sen benim abimsin' der gibi. Emir dolaptan kırmızı topunu çıkarıp beşiğin yanına koymuş: 'Büyüyünce birlikte oynarız,' demiş fısıltıyla. Sabah annesi bu manzarayı görünce gözleri dolmuş. 'Sen artık koca bir ağabeysin Emir, seninle ne kadar şanslıyız!' demiş. Emir gururla gülümsemiş; abi olmak meğer dünyanın en güzel işiymiş.
O günden sonra Emir kardeşine kâh ninni söyler, kâh oyuncaklarını gösterirmiş. Bebek her gülümsediğinde Emir'in içi sevinçle dolarmış. Anlamış ki sevgi paylaşınca azalmaz; tıpkı bir mumun başka mumları yakınca ışığının çoğalması gibi büyürmüş. Yeni bir kardeşe yer açmak, sevgiyi bölmek değil, çoğaltmakmış. Küçük dostum, sen de bir gün abi ya da abla olursan unutma: paylaşılan sevgi hiç bitmez, aksine kocaman bir aile sıcaklığına dönüşür.