Klasik Masallar 3 Görüntülenme 2 dk okuma

Gülsu ve Tuzdan Kandil: Gölgesiz Hanın Klasik Masalı

Bir varmış bir yokmuş, üç kervan yolunun birleştiği Akpınar ülkesinde Gölgesiz Han adında büyük bir konak varmış. Hanın tavanında asılı tuzdan kandil, kapısı her yolcuya açık tutulduğunda gün batımı gibi parıldarmış. Fakat yeni hancı Vezir Kâmil, yalnız parlak armağan getirenleri içeri almış; çömlekçileri, çobanları ve yorgun gezginleri soğuk avluda bekletmiş. Bir akşam kandil birden sönmüş, hanın gölgeleri yolları karıştırmış. Saray, kandili yakana bir sandık altın vadetmiş. Genç su taşıyıcısı Gülsu ise altını değil, kapıda titreyen yolcuları düşünmüş.

Gülsu bakır testisini alıp üç yola çıkmış. Kuzey yolunda tekeri çamura saplanan çömlekçi kervanına taş döşemiş; karşılığında küçük mavi bir çini parçası almış. Doğu yolunda sürüsü susayan çobana gizli pınarı göstermiş; çoban ona yumuşak bir yün fitil vermiş. Güney yolunda mektup çantasını yağmurdan korumaya çalışan gezgine pelerinini tutmuş; gezgin de sade bir pirinç halka paylaşmış. Herkes, handa parası kadar değil ihtiyacı kadar yer bulmayı dilemiş. Gülsu üç armağanı testisine koyduğunda kandilin tuz kristali uzaktan hafifçe ışıldamış.

Gece olunca Gülsu hana dönüp mavi çiniyi kandilin altına, yün fitili ortasına, pirinç halkayı da çevresine yerleştirmiş. Yine de ışık yanmamış. Avludaki eski taş çeşme konuşarak kandilin armağanla değil, tutulmuş bir sözle beslendiğini söylemiş. Gülsu kapıları açmış; çömlekçiler kırık tasları onarmış, çobanlar ıslanan yolculara yün örtü sermiş, gezginler de kaybolan mektupları sahiplerine ulaştırmış. Her iyilikte tuz kristalleri sıcak bir kıvılcım toplamış. Hanın üç kapısı da ardına kadar açılınca kandil altınsı bir ışıkla yeniden yanmış.

Vezir Kâmil ışığı görünce kapıları tekrar kilitleyip kandili saraya götürmek istemiş. Kandil tavandan iner inmez sönmüş ve avlu yeniden gölgelenmiş. Gülsu, ışığın kandile sahip olandan değil, hana sığınanların birbirine verdiği emekten doğduğunu anlatmış. O sırada yaşlı hükümdar sade kıyafetlerle gelen yolcuların arasından çıkmış; hancının davranışlarını kendi gözleriyle görmek için kılık değiştirmişmiş. Hükümdar, Vezir Kâmil'i cezalandırmak yerine ona kapıda nöbet tutup her yolcunun ihtiyacını dinleme görevi vermiş. Kâmil ilk kez yorgun yüzlere dikkatle bakmış.

Günler boyunca Kâmil çamurlu ayakkabılara bez, aç çocuklara çorba, hayvanlara su hazırlamış; yaptığı her doğru seçimde kandilin ışığı biraz daha berraklaşmış. Gülsu hanın yeni koruyucusu olmuş, fakat tuzdan kandili hiç kimsenin özel odasına taşımamış. Kandil üç kapının birleştiği yerde asılı kalmış; mavi çini yolu, yün fitil sıcaklığı, pirinç halka da verilen sözleri hatırlatmış. Akpınar halkı gerçek zenginliğin sandıklarda birikmediğini öğrenmiş: Adalet, kapıyı yalnız güçlüye değil ihtiyacı olana da açmak; iyilik ise ışığı herkesle paylaşmakmış. O günden sonra Gölgesiz Hanın çevresinde kimse karanlıkta kalmamış.