Macera Masalları 20 Görüntülenme 2 dk okuma

Güneş ile Taylan ve Bazalt Yaylasının Kayıp Turuncu Flamaları

Güneş on, kuzeni Taylan dokuz yaşındaydı. İkisi, doğa koruma görevlisi Sevda'yla Bazalt Yaylası'nın taş çemberlerini gözlemlemek için hazırlanmıştı. Gece esen rüzgâr, güvenli ahşap yürüyüş yolunu gösteren dört turuncu flamayı yerinden çıkarmıştı. Sis öğleden sonra yoğunlaşacaktı; flamalar takılmazsa ertesi günkü ziyaret iptal edilecekti. Sevda hava durumunu, dönüş saatini, su şişelerini ve düdükleri kontrol etti. Üçlü, korkuluklu yoldan ayrılmamak, birbirini görecek aralıkta yürümek ve sis kalınlaşırsa en yakın taş sığınağa dönmek üzere anlaştı.

İlk flamanın turuncu kumaşı, siyah bazalt taşları arasında kolayca seçiliyordu; fakat koruma altındaki mor dağ çiçeklerinin yanına düşmüştü. Güneş korkuluğun üzerinden uzanmak yerine uzun kancalı çubuğu Sevda'ya verdi. Sevda flamayı yürüyüş yolundan ayrılmadan aldı. Taylan, direğin altındaki çift düğümün gevşediğini fark etti. Eski düğümü kopyalamak yerine ekip çantasındaki resimli bakım kartına baktılar ve güvenli kilit tokasını kullandılar. Birinci flama yerine takılınca rüzgârda düz durdu; çiçeklerin tek yaprağı bile ezilmedi.

İkinci flamanın yakınında iki turuncu parça görünüyordu. Taylan hemen parlak olana yönelmek istedi, ama Güneş dürbününü korkuluğa dayadı. Parlak parça, ıslak taşın üzerindeki likenmiş; gerçek flama daha ileride bodur ardıç dalına dolanmıştı. Güneş renk kadar biçim, gölge ve hareketi de kontrol etmeleri gerektiğini söyledi. Sevda güvenli yoldan kancalı çubukla kumaşı çözdü. Üçüncü flamayıysa bir kuzgun gagasında taşıyordu. Kuşa yaklaşmadılar; yere bıraktığı noktayı uzaktan işaretleyip kuzgun uçtuktan sonra ilerlediler.

Dördüncü flama bulunamadan sis yükseldi. Sevda düdükle tek kısa toplanma işareti verdi; üçü en yakın taş sığınağın sarı çatısı altında buluştu. Taylan, yol kenarındaki su birikintisinde ters bir turuncu üçgen yansıması gördü. Güneş bunun gökyüzü olmadığını, üstlerindeki korkulukta bir şey bulunması gerektiğini düşündü. Gerçek flama, rüzgârla yolun altına kıvrılmıştı. Kimse korkuluğu aşmadı. Sevda kancalı çubuğu alt aralıktan geçirirken çocuklar sapındaki güvenlik ipini birlikte tuttu; flama yavaşça yukarı çıktı.

Dört turuncu flamayı sağlam kilit tokalarıyla direklere taktılar, uzaktan bir kez daha saydılar ve sis koyulaşmadan gözlem istasyonuna döndüler. Güneş bakım kartına yıpranan tokaları, Taylan da kuzgunun yuva bölgesini çizdi; görevliler sonraki rotayı kuşlardan daha uzağa taşıyacaktı. Ertesi sabah dört flama siyah taşların arasında güvenli yolu açıkça gösterdi. Çocuklar maceranın korkuluğu aşmak ya da sise meydan okumak olmadığını anladı. Gerçek cesaret, merakını planla birleştirmek, kanıtı kontrol etmek, doğaya alan bırakmak ve gerektiğinde durup güvenli yolu seçmekti.