Arda ve Ayçiçeği Tacı: Rüzgâr Sarayının Klasik Masalı
Klasik Masallar 2 Görüntülenme 2 dk okuma

Arda ve Ayçiçeği Tacı: Rüzgâr Sarayının Klasik Masalı

Bir varmış bir yokmuş, tepelerinde yel değirmenleri dönen Rüzgâr Ülkesi'nde Arda adında meraklı bir çocuk yaşarmış. Ülkenin tam ortasındaki sarayda, her bahar gökyüzünü ısıtan Ayçiçeği Tacı saklanırmış. Bir sabah taç solunca rüzgâr durmuş, değirmenlerin kanatları susmuş ve ekinler başlarını eğmiş. Kraliçe Selma, tacın üç altın yaprağının ülkenin farklı köşelerine savrulduğunu söylemiş. Arda, lacivert yeleğini giyip küçük pusulasını cebine koymuş. “Yaprakları bulursam rüzgâr yeniden şarkı söyler,” diyerek yola çıkmış.

Arda ve Ayçiçeği Tacı: Rüzgâr Sarayının Klasik Masalı — görsel 1

Arda ilk yaprağı ararken gümüş kavakların arasındaki dar patikaya varmış. Orada, ağır un çuvalını taşıyamayan yaşlı değirmenci Nuri'yi görmüş. Acele etmesine rağmen çuvalın bir ucundan tutup onu değirmene kadar götürmüş. Nuri Dede teşekkür ederek bir bilmece sormuş: “Paylaştıkça hafifleyen nedir?” Arda biraz düşünmüş, “Yük,” demiş. Değirmenin kapısı açılınca içerideki sessiz taşın altında ilk altın yaprak parlamış. Arda yaprağı almış, fakat Nuri Dede'nin öğle ekmeğini de komşu çocuklarla bölüşmesine yardım etmeden oradan ayrılmamış.

Arda ve Ayçiçeği Tacı: Rüzgâr Sarayının Klasik Masalı — görsel 2

İkinci yaprağın izi onu Fısıltı Korusu'ndaki kuru çeşmeye götürmüş. Çeşmenin başında susamış bir tilki yavrusu bekliyormuş. Arda matarasında kalan son suyu küçük tasa dökmüş; sonra çeşmenin taşları arasına sıkışan dalları sabırla temizlemiş. Önce bir damla, ardından berrak bir su şırıltısı duyulmuş. Tilki yavrusu neşeyle kuyruğunu sallayınca suyun üzerinde ikinci altın yaprak belirmiş. Arda susuz kalmaktan korksa da taze kaynaktan hem matarasını doldurmuş hem de orman hayvanları için birkaç küçük su kabı hazırlamış.

Arda ve Ayçiçeği Tacı: Rüzgâr Sarayının Klasik Masalı — görsel 3

Son yaprak, Bulut Köprüsü'nün ötesindeki yüksek kuledeymiş. Köprü rüzgâr olmayınca sallanan sislerin arasında görünmez olmuş. Arda korkusunu bastırıp pusulasını çıkarmış; ibrenin değil, tacın iki yaprağının sıcak ışığını izlemiş. Her dikkatli adımda köprünün bir taşı beliriyormuş. Kulenin kapısında kocaman bir gölge yükselmiş, ama Arda kaçmak yerine nazikçe kim olduğunu sormuş. Gölge, yuvasına dönemeyen minik bir bulutmuş. Arda pencereyi açınca bulut göğe süzülmüş, güneş ışığı odaya dolmuş ve üçüncü altın yaprak ortaya çıkmış.

Arda ve Ayçiçeği Tacı: Rüzgâr Sarayının Klasik Masalı — görsel 4

Arda saraya dönüp üç yaprağı solgun tacın üzerine yerleştirmiş. Taç yine de uyanmamış. O zaman Arda yol boyunca öğrendiklerini anlatmış: Yük paylaşılınca hafifler, sabır tıkanan yolları açar, cesaret ise korkuya rağmen iyilikle konuşmaktır. Saray meydanındaki herkes elindeki ekmeği, suyu ve güzel sözleri komşusuyla paylaşmış. Ayçiçeği Tacı altın ışıkla açılmış; rüzgâr değirmenleri döndürüp tarlaları okşamış. Kraliçe Selma tacı Arda'ya vermek istemiş, ama o tacın meydanda kalmasını dilemiş. Böylece ülkede herkes, gerçek kahramanlığın birlikte iyilik yapmak olduğunu hatırlamış.

Arda ve Ayçiçeği Tacı: Rüzgâr Sarayının Klasik Masalı — görsel 5
Paylaş: