Dila'nın Resimli Hoş Geldin Oyunu
Yedi yaşındaki Dila'nın sınıfına pazartesi günü Luka adında yeni bir öğrenci geldi. Luka başka bir ülkeden taşınmıştı ve Türkçe sözcükleri henüz çok azdı. Öğretmen onu tanıtınca çocuklar merakla soru sormaya başladı; fakat hızlı konuşmalar üst üste binince Luka yalnızca çekingen bir gülümsemeyle çantasının sapını tuttu. Dila, sessiz kalmanın oynamak istememek anlamına gelmediğini düşündü ve teneffüste ona nasıl hoş geldin diyebileceklerini aramaya başladı.

Dila önce en sevdiği seksek oyununu uzun uzun anlatmayı denedi. Luka bazı sözcükleri anlamayınca iki çocuk da durdu. Dila, konuşmayı daha da hızlandırmak yerine yere tebeşirle kareler çizdi, ayak izleri ve küçük oklar ekledi. Sonra taşı ilk kareye atıp bir kez zıpladı. Luka'nın yüzü aydınlandı; aynı hareketi dikkatle tekrarladı. İkisi kuralları cümle kurmadan, sırayla göstererek öğrenmişti.

Arkadaşları Asu ile Baran da katılınca Dila, bütün sınıf için Resimli Hoş Geldin Oyunu hazırlamayı önerdi. Küçük kartlara su şişesi, kitaplık, bahçe, tuvalet ve yemek masası gibi okul yerlerini çizdiler. Her karta hem Türkçe sözcüğü hem Luka'nın kendi dilinde yazdığı karşılığı eklediler. Luka kalemini eline aldığında kendini yardım bekleyen biri değil, oyunun tasarımcılarından biri gibi hissetti; en komik kedi resmini de o çizdi.

Öğleden sonra kartları okulun güvenli yerlerine yerleştirip küçük bir resimli rota oluşturdular. İlk ipucu bir kitap ve pencereydi; çocuklar kitaplığa gitti. İkinci kartta su damlası ile mavi şişe vardı. Bir kartın oku yanlış yöne bakınca grup çıkmaza girdi. Kimse Luka'yı suçlamadı. Hep birlikte resmi çevirdiler, okun yönünü düzelttiler ve bir sonraki ipucunu aradılar. Hata, oyunu daha anlaşılır yapmalarına yardım etmişti.

Son kart onları bahçedeki dut ağacına götürdü. Ağacın altında öğretmenin hazırladığı renkli kurdeleler ve boş bir hoş geldin panosu duruyordu. Her çocuk kendi dilinde ya da seçtiği bir simgeyle 'arkadaşlık' fikrini anlattı. Luka iki elin tuttuğu bir uçurtma çizdi; Dila yanına gülümseyen bir güneş ekledi. Çocuklar farklı sözcükler kullansalar da resimlerin ve sabırlı hareketlerin aynı duyguyu taşıyabildiğini fark etti.

Ertesi gün Luka birkaç yeni Türkçe sözcük söyledi; sınıftakiler de ondan iki yeni sözcük öğrendi. Resimli kartlar yalnız Luka için kalmadı: okumayı yeni öğrenen küçükler, sesi kısık olanlar ve yolunu karıştıran ziyaretçiler de kartlardan yararlandı. Dila, yardım etmenin birisi adına her şeyi yapmak değil, onun da katkı verebileceği bir yol açmak olduğunu anladı. Sınıf, dinlemek için bazen kulakların yanında gözlere, zamana ve sabırlı bir kalbe de ihtiyaç olduğunu öğrendi.
