Nora ile Sinan ve Gökyüzü Kütüphanesinin Kayıp Sayfaları
On yaşındaki Nora ile dokuz yaşındaki kuzeni Sinan, yaz tatilinde Dedekaya'nın tepesindeki eski gözlemevini ziyaret etmiş. Kubbenin ortasında duran mavi bir kitap kendiliğinden açılınca sayfalarından kâğıt bir merdiven yükselmiş. Merdivenin sonunda, bulutların üzerinde duran Gökyüzü Kütüphanesi varmış. Kütüphaneci Turna, açık kalan pencere yüzünden Rüzgârlar Atlası'nın üç önemli sayfasının uçtuğunu söylemiş. Sayfalar bulunmazsa akşam göç edecek kuşlar güvenli hava yollarını seçemeyecekmiş.

Nora pirinç dürbününü, Sinan da kırmızı ip makarasını almış. İlk sayfa, Çan Bulutu'nun çevresinde dönüp duruyormuş. Bulut her sallandığında güçlü bir uğultu çıkarıyor, yaklaşanları geri itiyormuş. Nora dürbünle bulutun hareketlerini izleyip her üçüncü sallanıştan sonra kısa bir durgunluk olduğunu fark etmiş. Sinan ipi korkuluğa bağlamış. Durgunluk anında birlikte ilerleyip sayfayı yakalamışlar. Sayfanın kenarında kuzey rüzgârını gösteren gümüş tüy desenleri parlamış.

İkinci sayfa, yağmur damlalarından oluşan saydam bir labirente kaçmış. Nora hızla girmek istemiş, fakat aynı köşeye dönüp durduklarını anlayınca duraklamışlar. Sinan kırmızı ipi girişten başlayarak yollarına bırakmış. Nora, damlalardaki gökkuşağı yansımalarının doğru geçitte hep aynı sırayla dizildiğini görmüş. İpi ve renkleri birlikte izleyerek merkeze ulaşmışlar. Sayfa küçük bir su küresinin içinde yüzüyormuş; ikisi aynı anda küreye dokununca su nazikçe açılmış ve ikinci sayfa ellerine konmuş.

Son sayfa, kâğıt kuş sürüsüne karışıp Fısıltı Bacaları'na doğru uçmuş. Bacalar sayısız sesi birbirine kattığı için hangi kuşun gerçek sayfa olduğunu seçmek zormuş. Sinan gözlerini kapatıp kâğıt kanatların düzenli hışırtısını dinlemiş. Nora dürbünle sürüde yalnız bir kuşun üzerinde yazısız altın pusula deseni bulunduğunu fark etmiş. Kırmızı ipten geniş bir halka yapmışlar; kâğıt kuşu ürkütmeden halkayı önüne kaldırınca kuş yavaşlayıp yeniden düz bir sayfaya dönüşmüş.

Üç sayfayla dönerlerken bulut köprüsü akşam rüzgârında parçalanmaya başlamış. Nora, sayfaları çantasına saklamak yerine Rüzgârlar Atlası'nda gördükleri sıraya göre yan yana tutmuş: gümüş tüy, gökkuşağı damlası ve altın pusula. Sayfalar birbirine ışıklı kenarlarla bağlanıp geçici bir uçan yol oluşturmuş. Sinan ipi ikisinin beline güvenli bir bağla dolamış. Adımlarını aynı ritimde atarak kütüphaneye ulaşmışlar; Turna sayfaları atlasın boş yerlerine dikkatle yerleştirmiş.

Atlas tamamlanınca gökyüzünde yumuşak hava yolları belirmiş. Göçmen kuşlar güvenle güneye yönelmiş, kütüphanenin kubbesi gün batımı renkleriyle parlamış. Turna, Nora ile Sinan'a birer boş sayfa hediye etmiş; gerçek kâşiflerin yalnız cesur değil, dikkatli ve birbirini dinleyen kişiler olduğunu söylemiş. Kuzenler kâğıt merdivenden gözlemevine döndüklerinde boş sayfalara maceralarını birlikte çizmeye başlamış. Biri ayrıntıları görüyor, diğeri sesleri duyuyormuş; güçlerini birleştirdiklerinde en zor yolun bile okunabilir hale geldiğini unutmamışlar.
