Klasik Masallar 2 Görüntülenme 2 dk okuma

Arda ile Paylaşılan Son Ekmek: Cömertliğin Bereketi

Bir varmış bir yokmuş, eski zamanlarda dağ eteğindeki küçük bir köyde Arda adında iyi kalpli bir çocuk yaşarmış. Ailesi çok yoksulmuş; küçük kulübelerinde çoğu zaman bir tas çorbayla bir de mütevazı ekmekten başka bir şey bulunmazmış. Ama Arda elindeki azıcık şeyi bile gülümseyerek paylaşan, herkese güler yüz gösteren tatlı bir çocukmuş. Komşuları onun için, 'Bu çocuğun yüreği köyün en zengin hazinesidir,' derlermiş sevgiyle.

Bir sabah annesi son ekmeklerini ona uzatarak, 'Yavrum, bunu ormanın öbür yanındaki dedene götürüver,' demiş. Arda ekmeği küçük hasır çantasına özenle koymuş, sandaletlerini giymiş ve neşeyle orman yoluna düşmüş. Yol upuzunmuş; ağaçların arasından süzülen altın ışıklar patikayı ışıl ışıl aydınlatıyormuş. Arda ıslık çala çala yürürken karnı iyice acıkmış, ama ekmeğe hiç dokunmamış; çünkü onu dedesine ulaştırmaya söz vermiş.

Patikanın kıvrıldığı yerde, koca bir çınarın serin gölgesinde yorgun bir yaşlı yolcu oturuyormuş. Sırtı bükük, sakalı bembeyaz, gözleri açlıktan ve yorgunluktan süzülmüşmüş. 'Ah evladım,' demiş titrek bir sesle, 'iki gündür ağzıma tek lokma koymadım. Yanında benimle paylaşabileceğin bir şeyler var mı acaba?' Arda durup bir an düşünmüş; çantasında yalnızca o son ekmek varmış, ondan başka hiçbir azığı da yokmuş.

Arda bir an bile duraksamamış. Ekmeği çıkarıp tam ortadan ikiye bölmüş, hatta daha büyük parçayı yaşlı yolcuya uzatmış. 'Buyurun dede, siz benden daha açsınız,' demiş içten bir gülümsemeyle. Yaşlı yolcu ekmeği alırken gözleri sevinçle ışıl ışıl parlamış. Birlikte çınarın altına oturup lokmalarını afiyetle paylaşmışlar; Arda'nın karnı yarı aç kalsa da yüreği tarifsiz bir huzurla dolmuş, hiç mi hiç üzülmemiş.

O anda yaşlı yolcunun bükük sırtı birden doğrulmuş, üzerindeki eski aba pırıl pırıl bir kaftana dönüşmüş. Meğer o, insanların iyiliğini sınayan bir iyilik perisiymiş! 'Sen son lokmanı bile hiç düşünmeden paylaştın,' demiş gülümseyerek. Asasını usulca sallayınca Arda'nın hasır çantası taze ekmekler, ballı çörekler ve rengârenk meyvelerle dolmuş. Ormandaki ağaçlar bir anda çiçek açmış, kuşlar sevinçle cıvıldamış. 'Cömert yüreğinin bereketi hiç tükenmesin,' demiş peri.

Arda o gün öğrenmiş ki, insan verdikçe azalmaz, tam tersine çoğalırmış. Köyüne döndüğünde çantasındaki bütün bereketi komşularıyla seve seve paylaşmış; paylaştıkça sofralar dolmuş, yüzlerdeki gülüşler çoğalmış. O günden sonra köy bir daha yoksulluk yüzü görmemiş. Çünkü Arda herkese şunu göstermiş: Paylaşmak ve cömertlik insanı en gerçek zenginliğe kavuşturur; yürekten yapılan küçük bir iyilik, bin iyilik olup dönüp dolaşıp insana geri gelir.