Çocuk Masalları 29 Görüntülenme 2 dk okuma

Ece'nin Turuncu Tebeşir Dairesi: Oyunda Herkese Yer Açmak

Yedi yaşındaki Ece, okul bahçesinde turuncu tebeşirle büyük bir seksek yolu çizmişti. Arkadaşları sırayla zıplarken sınıfa yeni gelen Bora kenarda sessizce izliyordu. Bora’nın bakışı gerçekten meraklıydı. Bora bastonuyla yürüdüğü için dar kutulara tek ayakla sıçramak ona uygun değildi. Ece önce oyunun hep böyle oynandığını düşündü. Sonra Bora’nın yalnızca alkışlamakla yetindiğini fark etti. Yanına gidip onun da katılmak isteyip istemediğini ve nasıl bir yolun rahat olacağını sordu.

Bora, iki ayağını yere basarak ilerleyebileceği geniş alanlar ve aralarda dinlenme noktaları önerdi. Ece hemen onun adına karar vermedi; birlikte boş zemini incelediler. Turuncu yolu geniş daireler, kısa düz çizgiler ve yıldız biçimli duraklarla yeniden tasarladılar. Bazı çocuklar eski oyunun bozulacağını söyledi. Bu öneri çocukları bir süre düşündürdü. Ece, kuralların kimseyi dışarıda bırakmak için değil, birlikte eğlenmek için var olduğunu anlattı. Herkes yeni yolu önce yavaşça deneyip güvenli olup olmadığına baktı.

İlk turda oyuncular dairelere ister zıplayarak, ister adımlayarak, ister ellerindeki fasulye torbasını hedefe bırakarak ilerledi. Bora bastonunu rahatça yerleştirdi ve yıldız durağında nefeslendi. Ece hızlı gitmenin tek başarı olmadığını gördü. Ancak dönüş köşesi hâlâ dardı; Bora’nın bastonu çizgiye takıldı. Kimse onu suçlamadı. Oyunu durdurup köşeyi daha geniş yaptılar. Bora da fasulye torbaları için alçak bir sepet yerleştirme fikrini verdi. Sepet herkes için kolayca erişilebilirdi.

Sonraki turda herkes kendine bir hareket seçti. Elif dairelerde döndü, Mert çizgilerin üzerinden yan yürüdü, Ece iki küçük sıçrama yaptı, Bora ise ritimli adımlarla ilerleyip torbasını sepete bıraktı. Çocuklar birbirlerinin hızını bekledi; her durakta farklı bir arkadaş alkışlandı. Neşe hızdan çok daha önemliydi. Bahçeye gelen küçük sınıflar da oyunu merak etti. Ece ve Bora, onlara tek bir doğru hareket olmadığını, bedenlerine uygun yolu seçebileceklerini gösterdi. Turuncu daire kısa sürede paylaşılmış bir oyun alanına dönüştü.

Teneffüs bitince Ece tebeşiri kutuya koydu, fakat en büyük daireyi silmedi. Dairenin yanında bütün çocuklar yan yana durup ertesi gün için yeni hareketler düşündü. Bora, kendisine yer açılmasının güzel olduğunu; asıl güzel olanın fikrinin dinlenmesi olduğunu söyledi. Ece de yardım etmenin bir kişi adına seçim yapmak değil, onunla birlikte çözüm aramak olduğunu öğrendi. Bu soru onların yeni alışkanlığı oldu. O günden sonra bahçede bir oyun kurulurken ilk soru, “En hızlı kim?” değil, herkesin nasıl katılabileceğiydi.