Eylül ve Kadife Trenin Altı Sessiz Durağı
Yedi yaşındaki Eylül, yağmurun yeni dindiği bir gecede yatağında sağa sola dönüyormuş. Perdede gezinen ay ışığını saymış, yastığını kabartmış, yine de düşünceleri uyumamış. Pencerenin önünden çok hafif bir çuf sesi gelmiş. Rayları gümüş ipten, vagonları lacivert kadifeden minik bir tren durmuş. Yıldızlı şapkalı krem renkli tilki Pofi, uykunun altı sessiz durağına gideceklerini fısıldamış. Eylül ay desenli battaniyesini omzuna alıp yumuşak vagona binmiş.
İlk durak Yasemin Bahçesi'ymiş. Pofi, bir çiçeği koklar gibi burundan yavaşça nefes almış; bir tüyü uçurur gibi ağzından uzun uzun vermiş. Eylül onu üç kez taklit edince vagonun lambaları biraz kısılmış. İkinci durak Damla Köprüsü'nde yaprak uçlarından su damlaları düşüyormuş. Eylül her damla arasında oluşan sessizliği dinlemiş. Kalbindeki acele, rayların üzerinde geride kalan minicik bir bavul gibi uzaklaşmış.
Tren üçüncü durak olan Yumuşak Çayır'a vardığında tavşanlar kulaklarını, kuzular dizlerini dinlendiriyormuş. Eylül ayak parmaklarını bir an sıkıp bırakmış, sonra bacaklarını ve ellerini gevşetmiş. Pofi kuyruğunu yastık gibi kıvırmış. Dördüncü durak Fısıltı Tüneli'nde tren daha da yavaşlamış. Tünel, Eylül'ün gün boyunca duyduğu güzel şeyleri usulca geri söylemiş: bir arkadaş gülüşü, kaşık şıngırtısı, yağmurun pencereye dokunuşu.
Beşinci durak Düş Sepeti'ymiş. Burada yolcular, sabaha bırakabilecekleri düşünceleri görünmez bir sepete koyuyormuş. Eylül yarın tamamlayacağı resmini, bulamadığı kırmızı kalemi ve soracağı bir soruyu tek tek hayal etmiş; her birine sabah görüşürüz demiş. Sepetin kapağı sessizce kapanınca omuzları iyice yumuşamış. Pofi hiçbir düşünceyi kovalamaya gerek olmadığını, yalnızca dinlenene kadar güvenli bir yerde bekletebileceklerini söylemiş.
Son durak Ay Peronu'nda gökyüzü süt mavisi, yıldızlar küçük gece lambaları gibiymiş. Uyuyan kuşlar başlarını kanatlarının altına, salyangoz antenlerini kabuğuna çekmiş. Eylül de battaniyesini çenesine kadar yükseltmiş. Pofi trenin sesini nefesine uydurmuş: yavaşça çuf, uzun bir puf. Eylül'ün göz kapakları ağırlaşırken altı durağın ışıkları birer birer sönmüş; yalnız eve giden gümüş ray ay ışığında kalmış.
Kadife tren Eylül'ü yeniden pencerenin önüne getirdiğinde odası yağmur sonrası toprak gibi huzurlu kokuyormuş. Pofi yıldızlı şapkasını çıkarıp iyi geceler dilemiş, tren sessizce küçülerek ay ışığına karışmış. Eylül yatağına uzanmış; yasemin nefesini, damlalar arasındaki boşluğu, gevşeyen ellerini ve Düş Sepeti'ni hatırlamış. Bedeni dinlenmeye hazırmış, düşünceleri sabahı bekliyormuş. Ay desenli battaniyesine sokulup gülümsemiş ve gecenin yumuşak ritmiyle huzurlu bir uykuya dalmış. Gecenin sessizliği de onu nazikçe sarmış.