Uyku Öncesi Masallar 1 Görüntülenme 2 dk okuma

Mırıl ve Şeftali Bahçesinin Uykucu Patikası

Akşam, Şeftali Bahçesi'nin üstüne ince bir ay ışığı serdiğinde minik tavşan Mırıl boş hasır sepetini sırtına taktı. Gün boyunca düşen yumuşak şeftalileri toplamış, sepeti mutfağa bırakmıştı; şimdi kıvrımlı patikadan kök yuvasına dönme zamanıydı. Patikanın başında yapraklar bir kez hışırdadı, sonra sustu. Mırıl kulaklarını gevşetti, burnundan yavaşça nefes aldı. Şeftali kokulu hava içeri doldu, sıcak bir iç çekişle dışarı çıktı. Bahçe acele etmiyor, her şey geceye kendi küçük ritmiyle hazırlanıyordu.

Mırıl, yuvarlak taşların yanından geçerken sığ sulama oluğunda üç su halkası gördü. Bir damla düştü: pıt. Halka genişledi, inceldi ve ayın yansımasına karıştı. İkinci damla daha sessizdi; üçüncüsü neredeyse fısıltı gibiydi. Mırıl her damlada bir adım attı, sonra durup omuzlarını bıraktı. Sepeti boş olduğu için hafifti, patileri serin toprağa yumuşacık basıyordu. Su oluğu arkasında kalırken sesi de küçüldü. Mırıl, sakinliğin bazen bir sesin giderek uzaklaşmasını dinlemek olduğunu düşündü.

Lavanta çitine vardığında mor başaklar akşam esintisiyle aynı yöne eğildi. Aralarında uykuya hazırlanan iki minik güve kanatlarını kapatmıştı. Mırıl fularının ucunu tutup rüzgârla birlikte bir kez sağa, bir kez sola sallandı. Nefesini dört küçük pati adımı boyunca aldı, dört adım boyunca bıraktı. Lavanta kokusu şeftali kokusuna karıştı; göz kapakları biraz ağırlaştı. Mırıl güveleri uyandırmamak için sepetinin gevşek sapını düzeltti ve patikanın en yumuşak, yosunlu kıvrımına sessizce geçti.

Yuvaya yakın hasır rüzgâr çanı günün son esintisini yakaladı. İnce çubuklar birbirine sertçe değil, sanki tahta kaşıklar yastığa dokunuyormuş gibi tok bir tık çıkardı. Sonra bir tık daha, ardından uzun bir sessizlik geldi. Mırıl başını kaldırıp ayı dalların arasında gördü; ay da yuvarlak bir gece lambası gibi ona eşlik ediyordu. Tavşan küçük sepetini yere indirdi, ön patilerini uzatıp nazikçe gerindi. Kulakları yana düştü, çenesi gevşedi ve yuva kapısından gelen sıcak krem ışığa doğru yürüdü.

Anne Tavşan kapıda Mırıl'ı sessiz bir gülümsemeyle karşıladı. Sepeti duvardaki kancasına astılar, adaçayı fuları katlayıp küçük sandalyeye koydular. Mırıl kuru ot yatağına uzanınca dışarıdaki patikanın seslerini sırayla hatırladı: yaprak hışırtısı, su damlası, lavanta esintisi, hasır çanın yumuşak tıkı. Her ses zihninde biraz daha küçüldü. Anne Tavşan krem örtüyü omuzlarına çekti. Mırıl bir nefes aldı, bir nefes verdi; bahçe de onunla birlikte dinleniyor gibiydi. Güvende olduğunu bilerek gözlerini kapattı ve sabahın şeftali renkli ışığına kadar huzurla uyudu.