Sahra ve Sedir Kulübenin Usul Yağmur Ninnisi
Altı yaşındaki Sahra, teyzesi Çisem'le sedir ormanındaki küçük kulübede kalıyordu. Akşam olunca yağmur çatıya birden hızlı hızlı vurdu. Penceredeki dallar sallanıyor, Sahra'nın aklındaki düşünceler de onlar gibi oradan oraya gidiyordu. Yatağı sıcak, kapı kilitli, pencereler sağlamdı; yine de uyku yaklaşmıyordu. Çisem Teyze yağmuru susturamayacaklarını, fakat onun içindeki yumuşak sesleri seçebileceklerini söyledi. Tekir kedi Çın, mavi minderine kıvrıldı. Sahra battaniyesini dizlerine çekip kulübenin güvenli gece ritmini dinlemeye hazırlandı.
Önce çatının geniş sedir tahtalarına düşen damlaları dinlediler. Büyük damlalar tok bir tıp, küçükler ince bir pıt sesi çıkarıyordu. Sahra burnundan rahatça nefes alırken dört damlanın gelişini saymadan izledi, nefesini verirken omuzlarının yatağa doğru ağırlaştığını fark etti. Sonra pencere önündeki yapraklardan süzülen su, tahta oluğa usulca aktı. Ses bazen hızlandı, bazen yavaşladı; hiçbir ritmin hep aynı kalması gerekmiyordu. Çın bir kulağını oynattı, sonra patilerini karnının altına toplayıp yeniden gevşedi.
Çisem Teyze odanın köşesindeki küçük, korumalı sobanın kapağını kontrol etti ve ışığı kıstı. Sobanın uzaktaki çıtırtısı yağmura sıcak bir eşlik veriyordu. Sahra avucunu kuru sedir duvarına koydu; ahşabın ince çizgilerini parmaklarıyla izlerken her çizgide günün bir telaşını bıraktı. Islak botlar kapının yanında, oyun sepeti rafta, yarının işleri de yarındaydı. Dışarıdaki rüzgâr bacanın çevresinden geçince uzun bir uğultu değil, derin bir nefes gibi yumuşak bir huu sesi çıkardı.
Yağmur hafifleyince tahta oluğun ucundan taş çanağa düzenli damlalar düşmeye başladı. Sahra her damlada yatağın onu taşıdığını, battaniyenin bacaklarını ısıttığını ve Çisem Teyze'nin yakındaki koltukta olduğunu hatırladı. Çın minderinden yatağın yanına gelip sessizce oturdu. Bir düşünce yeniden hızlandığında Sahra onu kovalamadı; pencerenin camından kayan bir damla gibi fark edip aşağı süzülmesine izin verdi. Çatının tıpırtısı, sobanın çıtırtısı, oluğun şırıltısı ve kedinin düzenli mırıltısı tek bir sakin gece sesinde buluştu.
Bulutlar inceldiğinde pencerenin üstünde küçük bir yıldız belirdi. Sahra gözlerini kapatmadan önce sedir kokusunu, kuru duvarın sıcaklığını ve yağmurun artık uzaktan gelen fısıltısını fark etti. Çisem Teyze battaniyenin kenarını düzeltti, sonra koltuğunda sessizce örgüsüne döndü. Sahra, dinlenmek için bütün seslerin yok olmasını beklemesi gerekmediğini anladı; güvenli sesleri seçebilir, bedeninin ağırlaştığını hissedebilir ve düşüncelerine geçecek yer bırakabilirdi. Çın yatağın yanında uyurken Sahra'nın nefesi yağmurla birlikte yavaşladı. Sedir kulübe gece boyunca sıcak bir yuva gibi onları usulca ve güvenle sarıp sakladı.