Badem ve Ayçiçeği Kayığı: Huzurlu Uyku Öncesi Masalı
Akşam, Yonca Tepesi'nin üzerine yumuşak bir lacivert örtü gibi serilmişti. Minik tavşan Badem yatağına uzandı, ama gün boyunca duyduğu sesler zihninde hâlâ zıp zıp dolaşıyordu. Anne Tavşan pencereyi araladı; içeri dere kokusu ve serin bir esinti girdi. “Uykuyu kovalamak gerekmez,” dedi, “Bazen ona sessizce yer açarız.” Sonra komodinin üzerinden sarı bir ayçiçeği yaprağı aldı. Yaprak büyüyüp minderli küçük bir kayığa dönüştü. Badem pijamasıyla kayığa oturdu, annesi kıyıdan gülümseyerek el salladı.

Ayçiçeği kayığı Sessiz Dere'nin üzerinde acele etmeden süzüldü. Badem söğüt dalından küreği suya bir kez daldırdı, sonra akıntının onu taşımasına izin verdi. İlk durakta sazlar “hışır, hışır” diye sallanıyordu. Badem sesleri saymak yerine nefesini dinledi: burnundan yavaşça aldı, karnı küçük bir balon gibi yükseldi; ağzından verince omuzları gevşedi. Sazların arasındaki kurbağa bile bu sakin ritme uyarak tek bir yumuşak “vak” dedi. Badem'in aklındaki gündüz seslerinden biri dereye düşen yaprak gibi uzaklaştı.

Kayık, söğüt dallarının yaptığı yeşil tünelden geçti. Ateşböcekleri yol göstermek için değil, yalnızca geceye arkadaş olmak için minik ışıklarını yakıyordu. Badem her parıltıda günün güzel bir anını hatırladı: arkadaşına verdiği havuç dilimi, tamamladığı resim ve annesinin sıcak sarılması. Sonra hoşuna gitmeyen bir an da aklına geldi; oyun sırasında sabırsız davranmıştı. Onu itmeye çalışmadı. “Yarın özür dileyebilirim,” diye fısıldadı. Düşünce, su üstündeki küçük halka gibi genişledi ve sessizce kayboldu.

Derenin en sakin yerinde ay, suya gümüş bir yol çizmişti. Ayçiçeği kayığı o yolun ortasında durdu. Badem kulaklarını dinlendirdi ve etrafında üç güvenli ses buldu: kıyıya değen su, uzaktaki baykuşun yumuşak ötüşü, kendi düzenli nefesi. Her nefeste kayığın minderi biraz daha sıcak, göz kapakları biraz daha ağır oldu. Gökyüzündeki yıldızlar sanki sırayla ışıklarını azaltıyordu. Badem, “Şimdi hiçbir yere yetişmem gerekmiyor,” dedi. Küreği yanına bıraktı, kuyruğunu pijamasına sokup rahatça kıvrıldı.

Kayık yeniden kıyıya vardığında Badem neredeyse uyuyordu. Anne Tavşan onu kucağına aldı; ayçiçeği kayığı yeniden küçülüp yastığının yanına kondu. Badem yatağında, dere boyunca bıraktığı düşünceleri aramadı. Yarın yapılacaklar yarında, bugünün anıları kalbinde güvendeydi. Bir kez yavaşça nefes aldı, bir kez daha verdi. Anne Tavşan lavanta şalını düzeltip yanağına öpücük kondurdu. Dışarıda dere akmayı, sazlar fısıldamayı sürdürdü. Badem öğrendi ki uyku bir yarış değil; bedenini dinleyip düşüncelerine nazikçe veda edince usulca gelen huzurlu bir dosttu.
