Ceren ile Tatlı Dil: Meyve Bahçesini Açan Nezaket Masalı
Bir varmış bir yokmuş, yemyeşil bir ormanın eteğindeki Yeşilvadi köyünde Ceren adında tatlı mı tatlı bir kız yaşarmış. Ceren her sabah pencereyi açar, komşularına güler yüzle 'günaydın' der, karşılaştığı herkese nazik sözler söylermiş. Kuşlara selam verir, yaşlılara su taşır, küçüklere sabırla ve sevgiyle davranırmış. Köylüler onun tatlı dilini o kadar severmiş ki, 'Bu çocuğun ağzından bal damlıyor' der, geçerken saçını okşarlarmış.

Köyün ötesinde, ormanın en derin köşesinde eşi benzeri görülmemiş bir meyve bahçesi varmış. Dallarında kıpkırmızı elmalar, ballı armutlar, mor erikler sallanırmış. Ama bahçenin tahta kapısını, iri yarı ama yumuşak kalpli bekçi Homur kapatmış. Vaktiyle bazı köylüler kaba davranıp meyveleri hoyratça koparınca, dalları kırınca Homur çok üzülmüş, küsmüş; kapıyı kilitleyip bir köşeye çekilmiş. Artık hiçbir çocuk o tatlı elmaların tadına bakamıyormuş.

Bir sabah Ceren, 'Ben bahçeye gidip Homur'la tatlılıkla konuşayım' demiş. Köylüler, 'Aman dikkat et, Homur pek somurtkandır' diye uyarmışlar. Ama Ceren hiç korkmamış; çünkü güzel bir sözün her kapıyı açabileceğine yürekten inanırmış. Küçük hasır sepetine kendi ekmeğini ve bir kavanoz böğürtlen reçelini özenle yerleştirmiş, eğreltiotlarının arasından türkü mırıldana mırıldana yola koyulmuş.

Yosunlu kapının önüne varınca koca Homur derin derin homurdanmış: 'Buraya kimse giremez!' Ceren hiç bozulmamış, tatlı bir sesle 'Günaydın sevgili Homur' demiş. 'Bu güzel bahçeye yıllarca göz kulak olduğun için sana çok teşekkür ederim. İster misin ekmeğimi ve mis kokulu reçelimi seninle paylaşayım?' Şimdiye dek kimse Homur'a böyle nazik davranmamış. Bekçinin çatık kaşları yavaş yavaş gevşemiş, gözleri sevgiyle parlamış.

Yan yana çimenlere oturup ekmeği kardeşçe bölüşmüşler. Ceren, ağaçların ne kadar bakımlı ve gürbüz olduğunu övmüş, Homur'u dikkatle, gülümseyerek dinlemiş. Sonra kibarca sormuş: 'Küçük arkadaşlarımla paylaşmak için bir tek elma koparabilir miyim?' Bunca güzel söz ve içten nezaket karşısında Homur'un kocaman kalbi eriyivermiş. Sevinçle kapıyı ardına kadar açmış, bütün köy çocuklarını içeri buyur etmiş. Bahçe yeniden çocuk kahkahalarıyla, çiçek kokularıyla dolmuş.

O günden sonra meyve bahçesi bütün köye açık kalmış, somurtkan Homur da çocukların en sevgili dostu olmuş. Ceren bize şunu göstermiş: Tatlı bir söz, en sıkı kapanmış kapıları bile usulca açan sihirli bir anahtardır. Nezaket ve güzel sözlerle her gönlü kazanabilir, çevrene sevgiyi çoğaltabilirsin. Unutma, kaba söz insanı üzer; ama güler yüz ve nazik bir söz, bulunduğun her yeri baharın çiçekleri gibi güzelleştirir.
