Defne ve Saatçi Adası: Duran Rüzgârın Peşinde
Defne, yaz tatilini rüzgârla çalışan saatleri onaran Dede Rauf'un Saatçi Adası'nda geçiriyordu. Adanın yel değirmenleri döndükçe liman köprüsü açılır, bahçelere su gider, kule çanları zamanı söylerdi. Bir sabah bütün flamalar aşağı sarktı; rüzgâr durmuştu. Değirmenler sustu, su çarkları yavaşladı. Defne'nin bakır dişli pusulası titreşirken martı Çıtır, kıyıda kuzey kulesine uzanan spiral biçimli taze izler buldu.

Defne sırt çantasına su, ip, el feneri ve küçük bir düdük koydu. Dede Rauf'a rotasını gösterip hava kararmadan döneceğine söz verdi, sonra Çıtır'la yola çıktı. Kuzey kulesinin kapısında üç dişli vardı: biri küçük ve hızlı, biri orta, biri büyük ve yavaştı. Kapıdaki okların sırası hızlıdan yavaşa gidiyordu. Defne dişlileri küçükten büyüğe bağlayınca mekanizma tıkırdadı ve kule içindeki merdiven açıldı.

Merdiven onları denizin altından geçen yankılı bir tünele indirdi. Üç yolun üzerinde dalga, çan ve kuş işaretleri vardı. Defne düdüğünü çalınca dalga yolundan boğuk, çan yolundan uzun, kuş yolundan kısa ve temiz bir yankı döndü. Pusuladaki dişli de kısa yankıda parladı. Çıtır önden uçup güvenli taşları gösterdi. Birlikte kuş işaretli tüneli seçtiler ve rüzgârın ince fısıltısını yeniden duydular.

Tünelin sonunda, iki uçurum arasında duran Gök Köprüsü vardı. Köprünün yelkenleri gevşemiş, tahtaları aşağı sarkmıştı. Defne tek başına ipi çekti ama yelken açılmadı. Çıtır yukarıdan dolaşarak ipin bir makaraya yanlış dolandığını fark etti. Defne düğümü güvenli korkuluğa bağladı, Çıtır ipi gagasıyla doğru oluğa taşıdı. Yelken hafif esintiyi yakalayınca köprü yavaşça yükseldi ve ikisi karşı kıyıya geçti.

Rüzgâr Tepesi'ndeki dev bakır pervaneyi kalın sarmaşıklar durdurmuştu. Sarmaşıkları yuva yapmak isteyen ada kuşları taşımış, sonra dallar dişlilere dolanmıştı. Defne kuşları ürkütmeden, gevşek dalları dikkatle ayırdı; Çıtır da yuvalık parçaları boş bir sepete taşıdı. Pervane yine de dönmeyince Defne aynalı pusulasıyla limana güneş işareti gönderdi. Dede Rauf ve adalılar aletlerle gelip ağır ana dişliyi birlikte serbest bıraktı.

Bakır pervane ilk turunu atınca tepeden serin bir rüzgâr doğdu. Flamalar yükseldi, değirmenler döndü, su kanalları parladı ve liman köprüsü yeniden açıldı. Kuşlar için güvenli yuva sepetleri kulelere asıldı. Dede Rauf, Defne ile Çıtır'a küçük birer dişli rozeti verdi. Defne, maceranın yalnız cesurca ilerlemek olmadığını anlamıştı; hazırlanmak, işaretleri dikkatle okumak, canlılara zarar vermemek ve güç yetmediğinde yardım istemek en güvenli kahramanlıktı. Ada yeniden şarkı söylüyordu.
