Tumi ve Fındık Kovuğunun Yavaşlayan Gece Sepetleri
Uyku Öncesi Masallar 21 Görüntülenme 2 dk okuma

Tumi ve Fındık Kovuğunun Yavaşlayan Gece Sepetleri

Fındık Ormanı'nın en yaşlı ağacında, yuvarlak pencereli sıcak bir kovuk vardı. Küçük fındık faresi Tumi burada annesi Luma'yla yaşardı. O akşam Tumi yatağına kıvrılmış, fakat gözlerini kapatamıyordu. Gün boyunca duyduğu ağaçkakan tıkırtısı, topladığı üç fındık ve yarın keşfetmek istediği patika zihninde birbirine karışmıştı. Kuyruğu yorganın altında bile kıpır kıpırdı. Luma, onu hemen uyumaya zorlamadı. Yatağın yanına üç küçük söğüt sepet koydu ve günün ağırlığını bu sepetlere hayal ederek bırakabileceklerini söyledi.

Tumi ve Fındık Kovuğunun Yavaşlayan Gece Sepetleri — görsel 1

İlk sepet günün sesleri içindi. Tumi gözlerini yarım kapatıp ağaçkakanın hızlı tıkırtısını, yaprakların hışırtısını ve uzaktaki derenin şırıltısını düşündü. Her sesi küçük, yumuşak bir tüy gibi sepete bıraktığını hayal etti. Dışarıdaki gerçek orman susturulmamıştı; yalnızca sesler artık onun peşinden koşmuyordu. Tumi burnundan yavaşça nefes aldı, verirken omuzlarını yatağa bıraktı. Luma da aynı ritimde nefes alıyordu. Bir süre sonra kovuğun duvarındaki gölgeler daha ağır, dere sesi daha uzak ve kuyruğu daha sakin geldi.

Tumi ve Fındık Kovuğunun Yavaşlayan Gece Sepetleri — görsel 2

İkinci sepet günün kokuları içindi. Tumi yağmur sonrası toprağın, kırılan fındık kabuğunun ve Luma'nın hazırladığı ıhlamur yaprağının kokusunu hatırladı. Her kokuyu renkli bir kurdele gibi kıvırıp sepete koyduğunu düşündü. Sonra burnunun ucunda kalan gerçek ıhlamur kokusunu fark etti. Nefes alırken karnı yumuşakça yükseliyor, verirken alçalıyordu. Tumi ayak parmaklarını bir an gerdi, sonra serbest bıraktı; pençeleri sıcak yosun yatağına yayıldı. Günün renkleri kaybolmadı, yalnızca akşamın koyu mavisiyle usulca karıştı.

Tumi ve Fındık Kovuğunun Yavaşlayan Gece Sepetleri — görsel 3

Üçüncü sepet yarına ait düşünceler içindi. Tumi yeni patikayı, saklayacağı fındıkları ve arkadaşına soracağı soruyu birer pürüzsüz taş gibi sepete bıraktı. 'Ya sabah unutursam?' diye fısıldadı. Luma, sepetlerin kovukta kalacağını, dinlenmiş bir zihnin önemli şeyleri yeniden bulabileceğini söyledi. Tumi yarını şimdi çözmek zorunda olmadığını anladı. Üç sepet yatağın yanında sessizce duruyor, yuvarlak pencereden süzülen ay ışığı kenarlarına ince gümüş çizgiler bırakıyordu. Tumi'nin nefesi artık derenin sakin akışı kadar düzenliydi.

Tumi ve Fındık Kovuğunun Yavaşlayan Gece Sepetleri — görsel 4

Luma yosun yorganı Tumi'nin omuzlarına kadar çekti. Tumi ses sepetine, koku sepetine ve yarın sepetine yeniden bakmadı; hepsinin artık güvende olduğunu biliyordu. Dışarıda tek bir yaprak dönerek kovuğun önüne kondu, sonra orman yine dinginleşti. Tumi gözlerini kapattığında patika aceleyle çağırmadı, fındıklar yuvarlanmadı, tıkırtılar da kapıyı çalmadı. Uyku sıcak bir gölge gibi yatağına yayıldı. Tumi, günü bırakmanın onu kaybetmek olmadığını; beden dinlenince seslerin, kokuların ve güzel planların sabaha daha hafif taşındığını öğrendi.

Tumi ve Fındık Kovuğunun Yavaşlayan Gece Sepetleri — görsel 5
Paylaş: