Macera Masalları 30 Görüntülenme 2 dk okuma

Alara ve Yıldızlı Mağara: Işık Saçan Tohumlar

Küçük Alara, dedesinin tozlu tavan arasında eski bir sandık buldu. Sandığın içinde sararmış, kenarları yırtık bir harita duruyordu. Haritanın üstünde kıvrıla kıvrıla giden bir patika ve parlak bir yıldız çizilmişti. Alara sarı yağmurluğunu giydi, kıvırcık saçlarını topladı ve haritayı sıkıca tuttu. 'Acaba bu yıldız neyi gösteriyor?' diye merakla sordu. Mavi atkılı küçük kirpi Putur de heyecanla yanına koştu. 'Belki de bir hazine yeridir!' diye fısıldadı, gözleri sevinçle parlayarak.

İkisi birlikte ormana doğru yola çıktılar. Yeşil çantasındaki yıldız yamasını gururla taşıyan Alara, haritadaki patikayı adım adım takip etti. Kuşlar cıvıldıyor, yapraklar tatlı tatlı hışırdıyordu. Yol boyunca sarı kelebekler onlara eşlik etti. 'Bak Putur, harita bizi şu tepenin ardına götürüyor!' dedi Alara. Putur minik ayaklarıyla koşarak, 'Ben de çok merak ediyorum!' diye cevapladı. Böylece şarkılar mırıldanarak, neşeyle patikada ilerlediler.

Tepenin ardında, çiçeklerle bezeli bir kaya mağarasının girişi belirdi. Mağaranın ağzı yumuşak bir ışıkla parlıyordu. Alara bir an duraksadı, kalbi hızla çarpıyordu. 'İçerisi biraz karanlık,' dedi usulca. Putur cesaretle onun eline sokuldu: 'Korkma, ben yanındayım. Birlikte olunca her şey daha kolay!' Alara gülümsedi, derin bir nefes aldı ve minik el fenerini yaktı. İçeri, el ele, cesaretle adım attılar.

Mağaranın içi masal gibiydi. Duvarlarda pırıl pırıl mavi kristaller, tavanda ise ışıldayan minik mantarlar vardı. Her yer gökyüzündeki yıldızlar gibi parlıyordu. Alara haritaya baktı ve yıldızın işaret ettiği yönü buldu. 'Şu parlak taşların arasından geçmeliyiz Putur!' dedi sevinçle. İkisi, ışıltılı taşların arasından geçerek ilerledi. Sonunda, yumuşak yosunlarla kaplı küçük bir odacığa ulaştılar. Orada, tam ortada eski bir sandık duruyordu.

Alara sandığın kapağını yavaşça araladı. İçinden altın rengi bir ışık taştı. Ama sandıkta ne altın ne de mücevher vardı. Bunun yerine, rengarenk parıldayan tohumlarla, minik bir de not vardı. Notta şöyle yazıyordu: 'Bu tohumlar sevgiyle ekilirse, ışık saçan çiçekler açar.' Alara ve Putur şaşkınlıkla birbirlerine baktı. 'Demek gerçek hazine buymuş!' dedi Alara mutlulukla. Tohumları büyük bir özenle yeşil çantasına yerleştirdiler.

Eve döndüklerinde, Alara ile Putur tohumları köyün meydanına, herkesin görebileceği bir yere ektiler. Günler geçti, tohumlar ışıl ışıl çiçeklere dönüştü. Bütün köy bu güzelliğe hayran kaldı. Çocuklar akşamları çiçeklerin yumuşak ışığında neşeyle oyunlar oynadı. Alara o gün şunu öğrendi: en değerli hazine, cesaretle keşfedip başkalarıyla paylaştığımız güzelliklerdir. Merak etmek ve bir arkadaşla el ele adım atmak, insanı en parlak yıldızlara götürür. Ve mutluluk, paylaşınca hep büyürmüş.