Çocuk Masalları 41 Görüntülenme 2 dk okuma

Zümra ve Küçük Kuş Evi: Birlikte Başarmanın Sırrı

Renkli evlerin sıralandığı küçük bir mahallede, kıvırcık saçlı neşeli bir kız yaşardı. Adı Zümra'ydı. Sabahları uyanır uyanmaz penceresini açar, uyuyan mahalleyi merakla dinlerdi. O sabah da tuhaf bir ses duydu: tık, tık, tık! 'Bu ses de nereden geliyor?' diye düşündü. Zümra hemen yatağından fırladı, sarı tulumunu giydi, kırmızı çizmelerini çekti ve merakını yenemeyip koşa koşa bahçeye indi. Sabahın taze havası burnunu tatlı tatlı gıdıkladı.

Bahçede en yakın arkadaşı Toygar'ı gördü ve sevinçle yanına koştu. Toygar elinde küçük bir çekiçle bir ağacın altında duruyordu. 'Günaydın Zümra!' dedi gülümseyerek. 'Serçeler için bir kuş evi yaptım ama dala asamıyorum, boyum yetmiyor.' Zümra yukarı baktı. Kuş evi ne kadar da güzeldi; minik pencereleri, kırmızı çatısı vardı. Ama dal gerçekten çok yüksekti. İkisi birden düşünmeye başladı. Nasıl yapacaklarını hiç bilmiyorlardı.

Zümra parmak uçlarında yükseldi, zıpladı, hatta yakındaki bir taşın üstüne çıktı. Yine de dala bir türlü ulaşamadı. Tam üzülecekken aklına parlak bir fikir geldi ve gözleri ışıldadı. 'Tek başımıza yetişemiyoruz, ama birlikte yetişebiliriz!' dedi neşeyle. 'Hadi bütün arkadaşlarımızı çağıralım.' Toygar'ın gözleri sevinçle parladı. İkisi el ele tutuşup bahçenin içinde koşarak mahalledeki bütün çocukları yardıma davet etti.

Çok geçmeden bahçe cıvıl cıvıl çocuklarla doldu. Ela küçük bir merdiven getirdi, Poyraz sağlam bir ip buldu, minik Mercan ise renkli kurdeleler taşıdı. Herkes bir işe yaramıştı. Kimse geri kalmak istemiyordu. Çocuklar merdiveni dalın yanına dayadılar, sırayla sıkıca tuttular. Zümra yavaşça en üste çıktı, Toygar kuş evini dikkatle ona uzattı. Aşağıdan herkes bir ağızdan 'Sen yapabilirsin!' diye neşeyle bağırıyordu.

Zümra kuş evini usulca dala astı, ipi sıkıca bağladı. 'İşte oldu!' diye sevinçle bağırdı. Aşağı indiğinde bütün çocuklar zıplayıp coşkuyla alkışladı. Az sonra iki minik serçe çıkageldi, kuş evinin çevresinde neşeyle döndüler, sonra içeri girip sıcacık bir yuva kurdular. Minik kanatları güneşte pırıl pırıl parlıyordu. Çocuklar nefeslerini tutup izlediler. Serçeler cik cik ötüyor, sanki 'Teşekkür ederiz!' diyordu.

O gün Zümra çok önemli bir şey öğrendi ve bunu hiç unutmadı. Bir işi tek başımıza yapamasak da, arkadaşlarımızla birlikte her zorluğun üstesinden gelebilirdik. Merak etmek güzeldi, ama yardımlaşmak çok daha güzeldi. Artık her sabah serçelerin şarkısıyla uyanan çocuklar, birbirine yardım etmenin en tatlı oyun olduğunu asla unutmadılar. Çünkü paylaşılan sevinç, hep birlikte daha da büyürdü.