Can'ın Dört Köşeli Uçurtması: Sırayla Oynamanın Sevinci
Can, Elif ve Bora mahalle parkında dört renkli uçurtmalarını tamamlamıştı. Üst köşesi kırmızı, sağı sarı, altı mavi, solu yeşil olan uçurtmanın kuyruğunda üç krem fiyonk vardı. Rüzgâr tepeye ulaşınca Can beyaz ip makarasını kaptı ve koştu. Uçurtma yükselirken Elif ile Bora da denemek istedi, fakat Can “Biraz daha!” diyerek makarayı bırakmadı. Arkadaşları bekledikçe oyun neşesini kaybetti. Uçurtma gökte dans ediyor, ama aşağıdaki üç çocuğun yüzü aynı anda gülmüyordu.
Büyük söğüdün altında dinlenirken Elif, yuvarlak taş masaya kırmızı, sarı, mavi ve yeşil dört çakıl taşı koydu. Her taş, rüzgârın uygun olduğu kısa bir uçuş sırasını gösterecekti. Bir kişi uçurtmayı kullanırken sıradaki çocuk kuyruğu düzeltecek, öteki de güvenli alanı gözleyecekti. Sonra taşlar bir yer ilerleyecekti. Can önce bunun uçuşunu kısaltacağını düşündü. Bora ise herkesin görevi olursa kimsenin yalnızca beklemeyeceğini söyledi. Üçü, bir deneme turu yapmaya karar verdi.
İlk kırmızı taş Can'ındı. Can koşarken Elif kuyruğun çimlere takılmamasını sağladı, Bora da yolun boş olduğunu kontrol etti. Sarı taş Elif'e geçince Can makarayı dikkatle ona uzattı. Elif rüzgârı yakaladı, uçurtma daha da yükseldi. Mavi taş Bora'ya geldiğinde rüzgâr kısa süreliğine azaldı. Bora üzülmeden bekledi; Elif ipi gevşetmemesini söyledi, Can da bir sonraki esintiyi gösteren yaprakları işaret etti. Uçurtma yeniden yükselince üçünün de sevinci aynı anda gökyüzüne karıştı.
Yeşil taş ortak tur içindi. Üçü makarayı birden tutmaya çalışınca ip dolaştı ve uçurtma söğüdün alt dalına yumuşakça kondu. Can eskisi gibi öne atılmak yerine durdu. Elif ipi sabit tuttu, Bora park görevlisinden uzun güvenli kancayı istedi, Can da kuyruğu çekiştirmeden gevşetti. Uçurtmayı zarar vermeden indirdiler. Ortak turun herkesi aynı işe üşüştürmek değil, görevi paylaşmak olduğunu anladılar. Yeşil taşta Can makarayı, Elif kuyruğu, Bora çevreyi yönetecek; sonraki turda roller değişecekti.
Güneş alçalırken dört renkli taş masanın üzerinde sırayla ilerledi. Bazen birinin turunda rüzgâr güçlü, ötekininkinde hafifti; bunun kimsenin hatası olmadığını biliyorlardı. Can, sırası bittiğinde makarayı zamanında uzatmanın oyunu küçültmediğini fark etti. Tam tersine Elif'in yeni bir dönüş, Bora'nın da yumuşak bir iniş öğrendiğini gördü. Son turda uçurtmayı yere serip dört köşesine birlikte dokundular. Adil oyun, herkesin tam aynı anı yaşaması değil; zamanı, görevi ve sevinci birbirine yer açacak biçimde paylaşmaktı. Üç arkadaş eve aynı anda gülümseyerek döndü.