Perin ve Safran Fener: Geciken Şafağın Klasik Masalı
Bir varmış bir yokmuş, Sarıova Ülkesi'nde sabahlar sarayın en yüksek kulesindeki Safran Fener'le başlarmış. Sekiz köşeli fener, halkın her gün tamamladığı üç güzel işten doğan kehribar, mavi ve gül renkli kıvılcımlarla yanarmış. Bir gün büyük bir dolu bulutu yaklaşınca Hükümdar Sema, kıvılcımlar zarar görmesin diye onları bakır sandığa kilitlemiş. Fırtına geçmiş, fakat sandık açılmamış. Günler ilerledikçe eski kıvılcımlar solmuş; sabahlar gri, değirmen yavaş, saray avlusu sessiz olmuş.
Dokumacı çırağı Perin, turkuaz pelerinini takıp kuleye çıkmış. Safran Fener'in camları sağlam, fitili temizmiş; yalnız içinde üç boş yuva varmış. Perin ceviz mekiğini bakır sandığın kilidine yaklaştırınca kapakta ince bir bilmece belirmiş: “İyilik saklanınca azalır, yenilenince çoğalır.” Hükümdar Sema, sandığı korumakla doğru yaptığını sanmış. Perin, eski kıvılcımları zorla uyandırmak yerine aynı iyilikleri yeniden yapmak gerektiğini söylemiş. Her rengin ayrı bir işi beklediğini hemen sezmiş; mekiğine üç düğüm atıp her tamamlanan işte birini çözmeye karar vermiş. Hükümdar da ona meydanı dolaşması için izin vermiş.
Perin önce taş fırına gitmiş. Fırıncı, unu az kaldığı hâlde son ekmeği üç yolcuyla paylaşınca kehribar bir kıvılcım yükselmiş. Sonra yel değirmeninde kanadı sıkışan değirmenciye köylüler birlikte yardım etmiş; Perin sağlam düğümü mekiğinin ipiyle bağlayınca mavi kıvılcım dönerek doğmuş. Ortak çeşmede çatlayan su testisini gören çömlekçi ise yenisini satmak yerine ücretsiz onarmış. Testi yeniden dolunca gül renkli kıvılcım suyun üstünden havalanmış. Üç ışık Perin'in pelerinini izleyerek saraya yönelmiş.
Kuleye vardıklarında bakır sandık kendiliğinden açılmış. İçindeki solgun kıvılcımlar dışarı süzülmüş, meydanda doğan yeni ışıklarla birleşmiş. Hükümdar Sema, korunması gereken şeyin ışığın kendisi değil, onu doğuran davranışlar olduğunu anlamış. Perin üç taze kıvılcımı fenerin boş yuvalarına yerleştirirken Sema da sandığın kapağını kule basamağına dönüştürtmüş. Böylece kimse iyiliği bir daha kilitleyemeyecekmiş. Safran camlar önce bal rengi, sonra gökyüzü mavisi ve gül pembesi parlamış.
Ertesi şafak Safran Fener ışığını Sarıova'nın çatılarından tarlalarına kadar yaymış. Yel değirmeni neşeyle dönmüş, fırından sıcak ekmek kokusu yükselmiş, ortak çeşme berrakça akmış. Hükümdar Sema her akşam hangi üç iyiliğin feneri beslediğini meydanda dinlemeye başlamış. Perin'e fener bekçiliğini teklif etmiş; Perin ise herkesin bu ışığın bekçisi olduğunu söylemiş. O günden sonra Sarıova'da iyilikler sandıklarda değil, davranışlarda biriktirilmiş. Çünkü paylaşılan emek ve tutulan söz, en karanlık sabahı bile aydınlatan gerçek kıvılcımmış.