Klasik Masallar 3 Görüntülenme 2 dk okuma

Nergis ve Kehribar İplik: Sökülen Gökkuşağı Köprüsünün Klasik Masalı

Bir varmış bir yokmuş, Yedi Tepe Ülkesi'nde iki beyaz kuleyi birbirine bağlayan dokuma bir Gökkuşağı Köprüsü varmış. Her aile, sevinçle verdiği tek bir ipliği Usta Feride'nin tezgâhına bırakır; köprü de bu armağanlarla her bahar biraz daha parlarmış. Bir yıl saray görevlileri köprünün renklerini çabuk çoğaltmak istemiş. Evlerden izin sormadan örtü püskülleri, bebek patikleri ve çoban kuşaklarından iplik toplamışlar. Ertesi sabah köprünün ortası solmuş, şeritleri sessizce sökülmeye başlamış.

Dokumacı çırağı Nergis, bileğindeki kehribar yumağıyla köprünün başına koşmuş. Kopan yeri bağlamış ama düğüm ışık vermemiş. Usta Feride, “Bir ipliğin rengi boyadan, ışıltısı verenin gönlünden gelir,” demiş. Nergis, görevlilerin getirdiği sepetleri incelemiş; her parçada özleyen bir elin izi varmış. Saraya gidip kimseyi suçlamadan, alınan ipliklerin sahiplerine dönmesi gerektiğini anlatmış. Hükümdar, köprü uğruna yapılan aceleyi duyunca utanmış ve bütün sepetlerin köylere taşınmasını buyurmuş.

Nergis kapı kapı dolaşıp sökülen püskülleri, patikleri ve kuşakları geri vermiş. Ardından köprüyü onarmak isteyenlerden yalnızca gerçekten vazgeçebilecekleri küçük bir iplik istemiş. Fırıncı temiz un çuvalının kırmızı bağını, çoban yeni ördüğü yeşil ipin bir karışını, çocuklar da uçurtmalarından artan renkli parçaları getirmiş. Her armağanın yanında bir emek sözü varmış: taşları temizlemek, vadi çiçeklerini sulamak ya da dokuma tezgâhının pedalını sırayla çevirmek. Nergis'in kehribar ipliği bu kez sıcak bir gün ışığı gibi parlamış.

Usta Feride çözgüyü gererken Nergis, köylülerin verdiği iplikleri yedi geniş şeride dokumuş. Hükümdar tacını çıkarıp tezgâhın ağır pedalına basmış; görevliler de geri getirilen eşyalardaki gevşek dikişleri onarmış. Son düğüm atılınca köprü bir anda değil, iplik iplik aydınlanmış. Kırmızıdan mora uzanan renkler vadinin üstünde yumuşakça yayılmış. Nergis ilk adımı atmış, arkasından çocuklar geçmiş. Köprü ne sallanmış ne de solmuş; çünkü bu kez her teli izinle verilmiş ve emekle sağlamlaştırılmış.

O günden sonra saray meydanına boş bir Armağan Sandığı konmuş. Kimse ne getirmesi gerektiğini söylemiyor, isteyen bir iplik, isteyen bir saatlik yardım bırakıyormuş. Köprüde bakım gerektiğinde Nergis sandığı açıyor, herkes gücü kadar işe katılıyormuş. Usta Feride, kehribar yumağının son parçasını Nergis'in bileğine yeniden bağlamış. Nergis, güzel bir şeyi büyütmenin başkalarından zorla almakla değil, gönüllü paylaşmayı beklemek ve verilen emeğe özen göstermekle mümkün olduğunu hiç unutmamış. Bu yüzden kimsenin payı hiç başkasına benzemiyormuş. Gökkuşağı Köprüsü de yıllarca bu adil dayanışmanın renkleriyle ışıldamış.