Efsun ve Kilden Bülbül: Üç Köyün Klasik Masalı
Bir varmış, bir yokmuş; Söğütdere ülkesinde Çömlekçiler, Değirmenciler ve Bahçıvanlar adlı üç köy aynı pınardan su içermiş. Yağmur azaldığı yıl pınarın sesi kısılmış, herkes kalan suyun yalnız kendisine yetmesini istemiş. Üç yolun kapakları taşlarla kapatılınca değirmen durmuş, fideler eğilmiş, çamur tekneleri kurumuş. Çömlekçi çırağı Efsun, eski fırının küllerinde çatlamış bir Kilden Bülbül bulmuş. Kuşun kobalt kanatları solukmuş; Efsun onu onarınca gagasından tek bir notaya benzeyen cılız bir ıslık çıkmış.

O gece Efsun rüyasında bülbülün pınar başındaki kuru söğüde konduğunu görmüş. Sabah kuşu sepetine koyup oraya gitmiş; köklerin yanında üç dar oyuk bulmuş. Her oyuk başka köye uzanıyor, fakat taş ve çamurla tıkanıyormuş. Değirmenciler, ‘Önce bizim çarkımız,’ Bahçıvanlar, ‘Önce fidanlarımız,’ Çömlekçiler ise ‘Önce teknelerimiz,’ demiş. Efsun, tek başına hiçbir yolun açılamayacağını anlatmış. Kilden Bülbül, herkes aynı anda susup onu dinlediğinde ikinci, daha berrak bir nota öttürmüş.

Efsun önce değirmencilerden uzun sırıklar, çömlekçilerden sağlam testiler, bahçıvanlardan da kökleri koruyacak küçük kürekler istemiş. Köylüler gönülsüzce de olsa pınara gelmiş. Büyükler ağır taşları sırıklarla kaldırırken çocuklar çamuru testilere doldurmuş; bahçıvanlar söğüdün ince köklerini incitmeden yolu genişletmiş. Birinci oyuk açılınca su azıcık akmış, ama tek köyün kanalına çevrilince yeniden durmuş. Efsun suyu üç yola eşit paylaştıran yuvarlak bir çukur kazmayı önermiş. Bülbülün göğsündeki mavi desen birden ışıldamış.

Tam havuz tamamlanırken vezir çıkagelmiş ve sarayın bahçesi için suyun yarısını istemiş. Köylüler yine tartışmaya başlayınca Efsun boş testisini söğüdün en kuru fidanına uzatmış. ‘Pınar yalnız en güçlüye değil, ona bakan herkese emanet,’ demiş. Genç hükümdar da tepenin ardından olanları dinliyormuş; vezirin buyruğunu geri çevirmiş ve saray ustalarını yardıma göndermiş. Ustalar sızdıran taşları onarmış, köylüler üç kanalın kapağını aynı anda kaldırmış. Kilden Bülbül kanatlarını açıp gerçek bir kuş gibi tatlı tatlı şakımaya başlamış.

Gün batarken ortak havuz berrak suyla dolmuş. Değirmen ertesi gün bütün köylerin ununu sırayla öğütmüş; bahçıvanlar ilk sepet meyveyi çömlekçilere, çömlekçiler de yaptıkları ilk sürahileri komşularına vermiş. Hükümdar pınar başına nöbetçi koymak yerine üç köyden seçilen bir bakım takımı kurmuş. Efsun, Kilden Bülbül'ü saray hazinesine vermemiş; herkesin görebileceği söğüt dalına asmış. Kuş yalnız kanallar birlikte açıldığında ötermiş. Söğütdere halkı o günden sonra bereketin suyu saklamakla değil, adaletle paylaşmak ve ortak emekle korumakla çoğaldığını hiç unutmamış.
