Klasik Masallar 4 Görüntülenme 2 dk okuma

Meliha ve Sedef Tarak: Verilen Sözün Klasik Masalı

Bir varmış, bir yokmuş; Basmahane ülkesinde kumaşlar rüzgârda şarkı söyler, düğmeler ay ışığında parıldarmış. Dokuz yaşındaki terzi çırağı Meliha, ninesinden kalan sedef tarağı ipek püskülleri düzeltmek için kullanırmış. Bahar şenliğine üç gün kala kraliçenin bütün halka armağan edeceği dev gölgelik için gereken altın iplikler kaybolmuş. Çünkü gölgelik, o yıl ilk kez yalnız sarayı değil bütün pazar meydanını serinletecekmiş. Meliha, tarağın dişleri kuzeyi gösterince izleri bulmaya gönüllü olmuş.

Saraydan çıkarken fırıncı Nuri Usta, ateşlenen oğluna ıhlamur götürmesini rica etmiş. Meliha, gün batmadan döneceğine söz vermiş. Tam o sırada gümüş kanatlı bir güve uzakta görününce onu kaçırmaktan korkmuş; yine de önce ıhlamuru ulaştırmış, çocuğa su vermiş ve pencereyi aralamış. Verdiği sözü tutunca sedef tarak inci gibi ışıldamış, dut ağaçlarının arasında gizli bir patika belirmiş.

Patikada Meliha'ya Püskül adlı gri bir saray kedisi katılmış. İkisi, çamura saplanmış yaşlı sepetçinin arabasını görünce acelelerini unutup tekerleği birlikte çıkarmışlar. Sepetçi ödül olarak kestirme yolu göstermiş, fakat yolun Cam Tepe'deki yankılı kapıya vardığını söylemiş. Kapı, geçenlerden en değerli şeylerini istemiş. Meliha korksa da Püskül'ün sıcak kuyruğunu bileğinde hissedince cesaretini yeniden toplamış. Meliha tarağını uzatmak yerine, en değerli şeyinin güvenilir olmak olduğunu dürüstçe söylemiş; kapı gülümseyerek açılmış.

Cam Tepe'nin ardında gümüş güve, altın ipliklerle solmuş ayçiçeklerini sarıyormuş. Meliha öfkelenmek yerine nedenini sormuş. Güve, saray bahçıvanlarının gece açan çiçekleri söktüğünü, yavrularının barınaksız kaldığını anlatmış. İplikleri çalmanın doğru olmadığını kabul etmiş ama yardım istemeyi bilememiş. Meliha onu dinlemiş ve birlikte bir çözüm önermiş: İplikler geri verilecek, sarayın boş yamacına yüz ayçiçeği ekilecekti.

Kraliçe önce gecikmeye kızmış, sonra Meliha'nın hiçbir ayrıntıyı saklamadan anlattığını duyunca sakinleşmiş. Halk, güveler için yamaca tohum ekmiş; gümüş güve de bütün altın iplikleri iade etmiş. Her kürek toprakla eski bir yanlış da biraz onarılıyormuş. Şenlik sabahı Meliha, ninesiyle gölgeliği dikmiş. Püskül makaraları yuvarlamış, Nuri Usta ekmek dağıtmış, sepetçi asma direklerini örmüş. Gölgelik açılınca altında saraylılar, esnaf ve yolcular yan yana serinlemiş.

Kraliçe, Meliha'ya bir sandık mücevher sunmuş. Meliha bunun yerine her çocuğun dikiş öğrenebileceği açık bir terzihane ve hayvanlar için çiçekli bir bahçe istemiş. Sedef tarak o günden sonra yalnızca tutulmuş bir sözün yanında parlamış. Basmahane halkı da zor bir seçimde kaldığında Meliha'yı hatırlamış: Aceleyle kazanılan bir ödülden daha kıymetlisi, doğruyu söylemek, sözünü tutmak ve çözümü birlikte aramakmış.