Uyku Öncesi Masallar 3 Görüntülenme 2 dk okuma

Pina ve Keten Ayın Beş Uykucu Sesi

Yaşlı armut ağacının gövdesindeki yuvarlak odada Pina'nın uyku vakti gelmişti. Dişlerini fırçalamış, lavanta geceliğini giymiş ve hardal battaniyesini açmıştı. Yine de dışarıdaki akşam sesleri ona her zamankinden büyük geliyordu. Bir dal cama tık, perde kumaşı hış, bakır ısıtıcı puf diye ses çıkarıyordu. Pina hilal biçimli Keten Ay yastığını kucağına aldı. Pencereden içeri süzülen gece kelebeği Sumi, sesleri susturmak yerine onları beş yumuşak durak gibi dinlemeyi önerdi.

İlk durak yuvarlak pencereydi. Pina soluk yeşil perdeyi yarıya kadar çekti ve armut dalının cama yalnız rüzgâr esince nazikçe dokunduğunu gördü. Dalın tıkırtısıyla birlikte burnundan yavaşça nefes aldı, ses bittiğinde ağzından verdi. Bunu üç kez tekrarlayınca tıkırtı bir kapı vuruşuna değil, ağacın iyi geceler selamına benzedi. Sumi soluk mavi ışığıyla pencere kenarına kondu. Pina Keten Ay'ın krem kumaşını okşadı; omuzları yavaşça gevşemeye başladı.

İkinci durakta turkuaz kupadaki ılık su minik bir şıpırtı çıkardı. Pina bir yudum aldı ve kupayı güvenle komodine bıraktı. Üçüncü durak alçak kitaplıktı; seçtiği ince resimli kitabın sayfaları fısır fısır çevrildi. Pina yalnız üç resme baktı: uyuyan bir çayır, kapanmış bir papatya ve sakin bir göl. Kitabı kapatınca odadaki sesler azalmadı, fakat artık sıraya girmişlerdi. Her sesin ardından gelen sessizlik, Keten Ay'ın yumuşak kenarı kadar rahat hissettiriyordu. Pina, her durağın yanında Keten Ay'a küçük bir kez dokundu.

Dördüncü durak küçük bakır ısıtıcıydı. Ateş çoktan sönmüş, yalnız ılık metal arada bir puf diye soğuyordu. Pina çoraplı ayaklarını battaniyenin altına çekti. Beşinci durak kendi nefesiydi. Bir elini krem karnına, ötekini Keten Ay'a koydu; karnı yükselirken dört küçük vuruş saydı, inerken yine dörde kadar saydı. Sumi kanatlarını kapatıp yatağın yanındaki armut yaprağına yerleşti. Sumi'nin kanatları da nefesine uyanıp ağır ağır açılıp kapandı. Sanki oda iyice yumuşamıştı. Pina'nın kalbi, dal, perde ve ısıtıcıyla aynı sakin tempoyu buldu.

Ay ışığı yuvarlak pencerenin kenarında ince bir gümüş halka bıraktı. Pina Keten Ay'ı başının altına koydu ve beş durağı zihninde yeniden gezdi: dalın tıkırtısı, suyun şıpırtısı, sayfanın fısıltısı, ısıtıcının pufu ve kendi düzenli nefesi. Hiçbiri acele etmiyor, hiçbiri onu çağırmıyordu. Sumi'nin mavi parıltısı da yavaşça küçüldü. Pina gözlerini kapatırken gecenin sessiz olmak zorunda olmadığını öğrendi. Tanıdık sesleri sırayla dinlemek, bedenine güvende olduğunu hatırlatan yumuşacık bir uyku şarkısı olabilirdi.