Cem'in Konuşma Taşları: Söz Sırasını Paylaşan Çocuk Masalı
Cem'in sınıfı cuma günü birlikte bir kukla masalı uyduracaktı. Halının üstüne oturduklarında herkesin aklına aynı anda parlak fikirler geldi. Cem ejderhayı anlatırken Arda gemiden söz etti, İpek şarkıya başladı. Yumuşak sesli Su üç kez elini kaldırdı, ama cümlesine başlayamadan başka biri konuştu. Sonunda bütün fikirler birbirine karıştı ve kimse masalın başını hatırlayamadı. Pelin Hanım çocukları susturmak yerine önlerine beş pürüzsüz, yazısız renkli taş koydu. “Belki sözlerimize bir yol yapabiliriz,” dedi. Cem merakla turuncu kapüşonunun kollarını sıvadı.

Kural basitti: Ortadaki taşı alan kişi bir fikir söyleyecek, sonra taşı yanındaki arkadaşına bırakacaktı. Dinleyenler hemen cevap hazırlamak yerine konuşanın ne anlattığını anlamaya çalışacaktı. Cem kırmızı taşı aldı ve “Kuklamız küçük bir ejderha olsun,” dedi. Taşı hızla geri almak istedi, fakat ellerini dizlerinde tuttu. Arda sarı taşla ejderhanın uçan gemiye bineceğini ekledi. Cem beklerken fikirlerin kaybolmadığını, tersine birbirine bağlandığını fark etti. Pelin Hanım, sırası gelene kadar düşüncesini küçük resimlerle kâğıda çizebileceğini gösterdi.

Mavi taş Su'ya geldiğinde Su bir an sessiz kaldı. Bazı çocuklar sabırsızca kıpırdandı, ama Cem taşın hâlâ Su'da olduğunu işaret edip bekledi. Su, ejderhanın yüksek sesten korktuğunu ve geminin sessiz bir zil aradığını söyledi. Bu fikir masalın yönünü değiştirdi. Cem, “Yani ejderha cesur olmadığı için değil, sesi çok güçlü duyduğu için mi çekiniyor?” diye sordu. Su başını salladı. Cem'in sorusu, dinlediğini gösterdi. Çocuklar farklı hızlarda konuşmanın da oyunun doğal bir parçası olduğunu anladı; beklenen birkaç saniye yeni bir kahramana yer açmıştı.

Sonra iki çocuk aynı anda yeşil taşa uzandı. Eskiden olsa seslerini yükseltirlerdi. Bu kez taşı ortaya bırakıp kimin henüz konuşmadığını birlikte kontrol ettiler. Mor taş hiç konuşmayan İpek'e gitti. İpek geminin zilini değil, yumuşak kanat çırpışlarını izlemesini önerdi. Grup fikirleri sıraya koydu: ejderha gemiye binecek, gürültülü fırtınadan geçecek ve arkadaşlarının sessiz işaretleriyle limanı bulacaktı. Cem, kendi ilk fikrinin değişmesine üzülmedi; herkesin eklediği ayrıntılarla masalın daha zengin olduğunu gördü. Beş taş halının üstünde renkli bir yol oluşturdu.

Gösteri başladığında çocuklar kuklaları sırayla oynattı. Su'nun sessiz zil fikri seyircilerin en sevdiği bölüm oldu; İpek'in kanat işaretleri de bütün sınıfı güldürdü. Cem finalde ejderha kuklasını kaldırıp “İyi bir takımda söz yalnız söylenmez, dinlenir,” dedi. Pelin Hanım konuşma taşlarını bir kutuya kaldırmadı; okuma köşesinde herkesin ulaşabileceği sepete koydu. Çocuklar bundan sonra taş olmadan da kimin konuştuğunu izlemeye, araya girdiklerinde özür dileyip sözü geri vermeye çalıştı. Cem, beklemenin susmak değil, başka bir fikrin duyulmasına yardım etmek olduğunu öğrendi.
