Ekin ve Sakin Ada: Herkese Açık Oyun Günü
Mahalle okulunun oyun günü renkli bayraklar, müzik ve kahkahalarla başlamıştı. Ekin turuncu tulumuyla halka oyununa koşarken arkadaşı Defne'nin duvar kenarında ellerini kulaklarına kapattığını gördü. Defne'nin yüzü gergindi; konuşmak istemiyor, yalnızca turkuaz kulak koruyucusunu arıyordu. Gürültü arttıkça omuzlarını biraz daha yukarı çekiyordu. Ekin hemen müziği kapatmaya çalışmak yerine yanına çömeldi ve yumuşakça, "Biraz sessizlik mi istersin, yoksa burada yanında durayım mı?" diye sordu. Defne, sessiz bir yere gitmek istediğini işaret etti.

Ekin öğretmenine haber verdi, sonra iki arkadaşıyla çınar ağacının altına küçük bir "Sakin Ada" kurdu. Yere minderler serdiler, karton kutudan gölgeli bir çatı yaptılar ve girişe konuşmak zorunda olmadan seçilebilecek resimli kartlar koydular: dinlen, su iç, tek başına oyna, arkadaş çağır. Defne kulak koruyucusunu takıp mindere oturdu. Kimse neden hemen oyuna dönmediğini sormadı; Sakin Ada'nın ceza yeri değil, isteyen herkesin kısa süre dinlenebileceği güvenli bir alan olduğu açıklandı.

Bir süre sonra Defne, "Fasulye torbası oyununu seviyorum ama düdük sesi beni ürkütüyor," dedi. Ekin arkadaşlarına oyunun başlangıcını düdük yerine renkli bir bayrakla göstermeyi önerdi. Herkes kuralları birlikte değiştirdi: isteyen uzaktan izleyebilir, isteyen eşle oynayabilir, isteyen tur atlayabilirdi. Böylece kimse katılmak için kendini zorlamak zorunda kalmayacaktı. Defne sarı torbayı hedefe attığında çocuklar yüksek sesle bağırmak yerine ellerini havada sallayarak sessiz alkış yaptı. Defne gülümsedi; oyun daha sakin olmuş ama neşesinden hiçbir şey kaybetmemişti.

Sakin Ada yalnız Defne'ye yaramadı. Yorulan Can birkaç dakika minderlerde kitap baktı, heyecanlanan Lale resimli karttan su molasını seçti, Ekin de koşu oyunundan sonra gölgede nefeslendi. Çocuklar herkesin bedeninin ses, ışık ve kalabalığa farklı tepki verebildiğini fark etti. Bir arkadaşın sınırına saygı duymanın onu oyundan dışlamak değil, oyuna katılabileceği bir yol açmak olduğunu öğrendiler. Öğretmen, önerileri oyun günü planına kalıcı olarak ekledi.

Günün sonunda bayraklar toplanırken Defne, Sakin Ada'nın kapısına küçük bir deniz kabuğu çizdi. "Bazen kabuğuma çekilip sonra geri gelebiliyorum," dedi. Ekin de yanına parlak bir güneş çizdi. İki resim yan yana çok güzel görünüyordu. Ertesi oyun gününde sessiz alan, görsel işaretler ve seçenekli kurallar baştan hazırdı. Çocuklar artık yardım etmeden önce sormayı, verilen cevabı dinlemeyi ve herkes için tek bir eğlence biçimi olmadığını biliyordu. Böylece oyun bahçesi, farklı ihtiyaçların birlikte neşeye dönüşebildiği gerçek bir buluşma yerine dönüştü.
