Pamuk'un İyi Geceler Yolculuğu: Sakinleşince Gelen Tatlı Uyku
Bir varmış bir yokmuş, ay ışığıyla yıkanan yumuşacık bir yonca çayırının kıyısında Pamuk adında minik, uykucu bir tavşan yavrusu yaşarmış. Gün yavaş yavaş bitiyor, gökyüzü önce lavanta moruna, sonra gümüş maviye boyanıyormuş. Pamuk usulca esnedi, uzun kulaklarını arkaya yasladı ve bütün gün zıpladığı çayıra sevgiyle baktı. Kelebekler yuvalarına dönmüş, kuşlar susmuş, rüzgâr bile artık usulca, mırıldanır gibi esiyormuş. Bütün çayır, tıpkı Pamuk gibi, uykuya hazırlanıyormuş.

Annesi onu sıcacık, yumuşacık yuvalarına usulca çağırdı. İçerisi tıpkı sevgi dolu bir kucak gibiymiş; kuru otlardan örülmüş yatağın üstüne lavanta rengi, tüy kadar hafif bir örtü serilmiş. Pamuk minik ayaklarını içeri aldı, yumuşacık yastığına gömüldü ve derin bir oh çekti. 'Gün bitti, Pamuk'um,' dedi annesi ninni gibi tatlı bir sesle, 'şimdi bütün telaşı bırakıp yavaşça gevşeme zamanı.' Pamuk uzun bir nefes aldı, omuzları gevşedi, bütün yorgunluğu eriyip gitti.

Uyumadan önce Pamuk minik penceresinden dışarı, ayın gümüş ışığıyla parıldayan çayıra baktı. 'Anne, uykum gelene kadar ne yapayım?' diye sordu usulca. Annesi gülümsedi: 'Bugün seni mutlu eden her şeye tek tek iyi geceler dile, Pamuk'um; göreceksin, kalbin tüy gibi hafifleyecek.' Pamuk bu fikri çok sevdi. Gözlerini yumdu, bütün günü hatırladı: yoncaların kokusunu, serin çimenleri, annesinin sıcak sarılışını. Yüzünde tatlı bir gülümseme belirdi.

Sonra usul usul fısıldamaya başladı: 'İyi geceler, sevgili çayır; iyi geceler, yumuşacık yoncalar; iyi geceler, şırıl şırıl dere.' Her 'iyi geceler' deyişinde içi biraz daha rahatlıyor, nefesi biraz daha yavaşlıyormuş. Sanki bütün çayır ona, 'İyi geceler, minik Pamuk; sen de güzelce dinlen,' diye karşılık veriyormuş. Pamuk teşekkür eder gibi gülümsedi; kalbi, tıpkı annesinin söylediği gibi, bir tüy kadar hafiflemiş.

En sonunda başını kaldırıp gökyüzündeki kocaman, gümüş aya baktı. 'İyi geceler, nazik ay,' diye mırıldandı, 'bütün gece bizi usulca bekle.' Ay ona yumuşacık, sıcak bir ışıkla göz kırpar gibiymiş. Pamuk'un kirpikleri artık iyice ağırlaşmış, minik patileri gevşemiş, o küçük telaşlar birer birer eriyip gitmiş. Yumuşacık yorganına biraz daha sokuldu, derin ve rahat bir nefes aldı.

Ve Pamuk, ay ışığının altında, sevdiği her şeye iyi geceler dileye dileye yumuşacık, mışıl mışıl bir uykuya daldı. Rüyasında bütün çayır onunla birlikte tatlı tatlı uyuyormuş. Çünkü gün bittiğinde koşuşturmayı ve telaşı bırakıp sakince gevşemek, derin bir nefes alıp güzel şeyler düşünmek, insana en huzurlu uykuyu getirirmiş. İyi geceler, Pamuk; iyi geceler, minik dostum; tatlı rüyalar hep seninle olsun.
